DOLAR 9,26200.91%
EURO 10,79210.69%
ALTIN 525,89-0,78
BITCOIN 5663050,26%
İstanbul
13°

PARÇALI BULUTLU

02:00

YATSI'YA KALAN SÜRE

Ümit KÖPRÜLÜ

Ümit KÖPRÜLÜ

24 Mart 2021 Çarşamba

Altunköprü Destanı

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Altunköprü Destanı
Şiir: Ömer Sabır Türkmenoğlu

Ümit KÖPRÜLÜ

İnşası milattan 250 yıl öncesine dayanan, halkının çoğunluğu Türkmenlerden oluşan Altınköprü kasabasının sosyal, kültürel, bilimsel ve siyasi tarihi, halkının gelenek ve görenekleri, ad ve şanları dillere destan ünlü insanları, destan ve kitaplara sığacak kadar değildir.

Altınköprü’nün Türk dünyasınca tanınmış yılmaz mücadeleci evladı rahmetli Araştırmacı Yazar ve Şair Sadun Köprülü, Yiğirminci çağın Seksenli yıllarında Abu Garip Cezaevindeyken 528 beşlikten oluşan ilk Altunköprü destanını yazmıştır. Destan bir çok Türk gazete, dergi ve internet sitesinde yayınlanmıştır. Köprülü bir çok yapıtları gibi Altınköprü Destanı’nı da yayınlamadan genç yaşında aramızdan göç etmiştir.

Ellerimiz arasında bulunan bugünkü Altınköprü Destanı ise, 1 Temmuz 1954 tarihinde Altunköprü Nahiyesinin Salahiler Mahallesinde dünyaya gelen tanınmış Türkmen Şairi Hacı Ömer Sabır Türkmenoğlu tarafından kaleme alınmıştır. 110 beşlikten oluşmaktadır.

Ömer Sabır Türkmenoğlu destanının beşliklerine Altınköprü’de vuku bulan en önemli olayları yerleştirmiştir. Beşliklerini tarih yapraklarına ad ve şanlarını altın harıflarla yazan meşhur Altunköprülü oğullarının adlarıyla süslemiştir. Türkmenoğlu destanında 1991 yılında Saddam rejimi tarafından grçekleşen, Altunköprü’nün kanayan yarası Altunköprü Katliamına da gereken önemi vermiş. Şehitlerinin adlarını önemle yad etmiştir.

Kitapta Altınköprü Destanı yanısıra, Altınköprü kasabası tarihinden yapraklara, Şair Ömer Türkmenoğlun’un hayatına, sanat ve edebiyat kervanına ayak uydurarak katkı sağlamasına kadar yer verilmiştir. Yazdığı şiirlerini yayınlayan dergi ve gazetelerinin adlarına, şairliğini kanıtlayan kitaplara işaret edilmiştir. Üye olduğu kültürel dernek, sandika ve birlikler, Şiirlerinin Yapısı ve İşlediği Konular, Millî Düşünceleri, Dinî Duyguları, ve Kişilik Özelliklerine ışık tutulmuştur.

Kitapta şairin yazmış olduğu Altunköprü Soykırımını yansıtan manzum hikâye’ye , şair FUAT KÖPRÜLÜ, Şair Cuma Köprülü, Yargılanmış şair ve yazar, fikir adamı, mücadeleci Sadun Köprülü, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Danışmanı ulu çınarımız Avukat Zeynel Köprülü’ye mersiye şiirleri de yer almaktadır.

Şair Ömer Sabır Türkmenoğlu’nun elimizdeki kitabı Türkmen kütüphanesi için, Altunköprü’nün Türklüğünü kanıtlayacak çok önemli ve zengin bir kaynaktır. Gelecekte tez ve araştırmalar yapacak genç nesillerimiz bu kaynaktan ciddi bir şekilde yararlanacaklardır. Üstün bu başarısından dolayı Şair dostumuz ve Türkmen davasının mücadeleci kalemi Hacı Ömer Sabır Türkmenoğlu’yu kutlar, edebi çalışmalarına başarılar dileriz.

Not: Elimizde bulunan Türkmen Şairi Hacı Ömer Sabır Türkmenoğlu’nun “Altunköprü Destanı” kitabı, Araştırmacı-Yazar Ahmet Yanar ve Türkmen Eğitim Merkezi Müdürü İmat Bayatlı beylerin büyük katkıları ile hazırlanmıştır.

Yayınlanan yeni kitabı ile Türkmen Kütüphanesinin önemli bir boşluğunu dolduran Şair Ömer Sabır Türkmenoğlu’nu kutlar yeni çalışmalarını sabırsızlıkla bekleriz.

Ümit Köprülü
Finlandya

şırnak escort

Devamını Oku

Kerküksüz Elden Ele Düşmüşem

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kerküksüz Elden Ele Düşmüşem
Dr.Ümit Köprülü

Evim bucağım yerle bir oldu

Kerküksüz elden ele düşmüşem

Aşksız sevdasız gül benzim soldu

Bülbülsüz bahtsız güle düşmüşem.

xxxxxxxxxxx

Dostum düşmanım ağyarlar şimdi

Hanı gerçek dost sağ yarlar şimdi

Yaram kanıyor kim bağlar şimdi

Kahrımdan verem sile düşmüşem.

xxxxxxxxxxx

Gecem gündüzüm dertli çileli

Doğduğum günden başım belalı

Yadtan düşmannan ahım kim alı

Gurbette bağrı küle düşmüşem.

xxxxxxxxxxx

Kerkük’ten uzağ mutlu olmadım

Sevinçte kendim birgün bulmadım

Hayatın tadın bir an almadım

Şanslıyım diye dile düşmüşem.

xxxxxxxxxxx

Köprülü’yem dert peşim salmadı

Gurbetteyem dost kapım çalmadı

Küsmüşem küsmüş hatrım almadı

Yaban ellerde nile düşmüşem

xxxxxxxxxxx

Baba bugün

Nece gülüm…

Qoxla bax nece gülüm

Ayrı düştüğüm günden

Kahirliyem o dünden

Gewil geçmiri senden

Yar sensiz nece gülüm.

xxxxxxxxxxxx

Bir bir den…

Bir bir sümbül bir bir den

Baharmız xazan oldu

Aramız bozan oldu

Bilmirem bize noldu

Ayrı düştüğ bir birden.

xxxxxxxxxxx

Bul ağın..

Gök Karaya bul ağın

Güçlüğ doğar birlixten

Yiğitlixten erlixten

Düşman qorxar Türklükten

Birlik yolun bulağın.

xxxxxxxxxxxxxx

Sil ağın

Yaz siyahın sil ağın

Dostluğa kucağ açağ

Her kese sevgi saçağ

Barış bayrağrın taşağ

Kalbten kini silağın.

Ümit Köprülü

Devamını Oku

Tahtların En Yücesi Gönüllere Kurulur

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tahtların En Yücesi Gönüllere Kurulur

Ümit KÖPRÜLÜ

Çok kıymetli Türkmen kardeşlerim:
Malesef bugün hainlik, işbirlikçilik, ajanlık, yabancı istihbarat servislerine tabi tutulmak ve koltuk sevdası toplumumuzda yayılmış hastalıkların en tehlikelisi haline gelmiştir. Ne yazık ta kendi çıkar ve menfaatlarını halklarınkinden daha önde gören bu hastalıklara yakalanlar, etraflarına ne kadar zarar verip kan kusturduklarını görmezlikten gelmektelerdir. Onlar için değil şehir, köy ve kasabalarımızın köleliğini yaptıklarınca bombalaması, değil cadde ve sukaklarımızın her gün al kanlara boyanması, değil suçsuz insanlarımızın fidye için kaçırılması, değil öğretmen, mühendis, doktor ve işçilerimizin yolda giderken götürülüp, öldürülerek yol kinarlarına terkedilmesi, değil Kürt Asayışı denilen yeni baş belası elamanlarının Türkmen evlerine dalıp istediklerini yapmaları, kos koca Türkmeneli’nin yıkılıp yerle bir olması bile dillerini yutmuşlar misali, seslerini çıkaramıyacaklardır, umurlarında bile olmıyacaktır, çünkü onların hayallerindeki tek şey koltuktur ve oturdukları o koltuk sevdalarını nasıl sürdürmektir, çünkü onlar sanıyorlar ki, o getirildikleri koltklar toplumda kendilerine bir değer vermektedir ve başkaları da onları o getirildikleri koltuklar için sevmekte ve üstün görmektedir. Öyle olsaydı tarih boyunca, hiç kimse güç, mal, mülk ve koltuk sahibi zalım ve diktatör liderlere baş kaldırıp karşı gelemezdi, ve hiç de darbe ve devrimler gerçekleşemezdi.
Onun için haksız yere verilen koltuklar, ölüm pahasına olsa bile birgün gelir geri alınacaktır. Önemli olansa okoltukları hak ederek onnlara kalkmamak şartıyla sonsuza kadar oturmaktır. Sakın böyle bir şey olamaz söylemeyiniz beyler, çünkü öyle koltuklar var ki, o koltuklara oturanlar sevilerek oturdurulur. O koltuklarsa insanların ta içlerindeki kalplerindedir. Hani aşk için derler gönüllere taht kurmak. İşte aynen öyle. Yalnız her aşık bir gönüle taht kurabilir, ancak yurt, millet, ilke, töre ve inanç, Türkçülük ve Turancılık aşıkları ise milyonların kalplerine taht kurmayı başarabilmişlerdir. Ölümsüz olmayı dileyen onurlu, haysiyetli ve kendilerini başkalarının mutluluğu için, bir mum gibi yakan o er insanlar ancak, böyle bir yüksek mertebeye erişebilmeyi başara bilirlerdir, çünkü onlar için halk ve toplumlarının çıkarı her zaman ön planda olmuştur, hatta halk ve toplumlarının geleceği için en pahalı varlıkları olan canlarını bile adamışlardır. Evet gönüllere kurulan tahtlar yücelerin en yücesidir ve o tahtları ne toplar ne tüfekler yıkabilmeyi becermiştir. Bir bakın tarih boyunca Türkmen uğruna kanlarıyla topraklarımızı sulayan ilke ve inanç sahibi şehitlerimize, bir bakınız milli davamız uğruna canlarını kanlarını kurban veren, Ata Hayrulla, Avcılar, Neftçiler, Muhtarlar, Abdulla Abdurrahman, Necdet Koçak, Adil Şerif, Rıza Demirci, Mehmet Korkmaz, Halit Şengül, Rüşdü Muhtaroğlu, İzzettin Terzi, Yaşar Cengiz, Mustafa Yayçılı, Ali Haşim Muhtar oğlu ve Ahmet Koca gibi tüm şehitlerimize, hangi gönüle taht kurmamışlar ki? Onlar hepimizden daha değerli ve saygılı olma mertebesine yükselmişken onun ötesinde yükselinecek daha yüce koltuk bulunacakmı hiç? Allahtan dileğimiz Türkmen halkımızı ve yüce Türk Ulusunu her türlü koltuk sevdalısı, işbirlikçi, hain, yabancı istihbarat servislerine satılmışlardan korusun ve onları başımızdan def etsin..

Amin Allahım amin.

Devamını Oku

Tahtların En Yücesi Gönüllere Kurulur

0

BEĞENDİM

ABONE OL

Tahtların En Yücesi Gönüllere Kurulur

Ümit KÖPRÜLÜ

Çok kıymetli Türkmen kardeşlerim:
Malesef bugün hainlik, işbirlikçilik, ajanlık, yabancı istihbarat servislerine tabi tutulmak ve koltuk sevdası toplumumuzda yayılmış hastalıkların en tehlikelisi haline gelmiştir. Ne yazık ta kendi çıkar ve menfaatlarını halklarınkinden daha önde gören bu hastalıklara yakalanlar, etraflarına ne kadar zarar verip kan kusturduklarını görmezlikten gelmektelerdir. Onlar için değil şehir, köy ve kasabalarımızın köleliğini yaptıklarınca bombalaması, değil cadde ve sukaklarımızın her gün al kanlara boyanması, değil suçsuz insanlarımızın fidye için kaçırılması, değil öğretmen, mühendis, doktor ve işçilerimizin yolda giderken götürülüp, öldürülerek yol kinarlarına terkedilmesi, değil Kürt Asayışı denilen yeni baş belası elamanlarının Türkmen evlerine dalıp istediklerini yapmaları, kos koca Türkmeneli’nin yıkılıp yerle bir olması bile dillerini yutmuşlar misali, seslerini çıkaramıyacaklardır, umurlarında bile olmıyacaktır, çünkü onların hayallerindeki tek şey koltuktur ve oturdukları o koltuk sevdalarını nasıl sürdürmektir, çünkü onlar sanıyorlar ki, o getirildikleri koltklar toplumda kendilerine bir değer vermektedir ve başkaları da onları o getirildikleri koltuklar için sevmekte ve üstün görmektedir. Öyle olsaydı tarih boyunca, hiç kimse güç, mal, mülk ve koltuk sahibi zalım ve diktatör liderlere baş kaldırıp karşı gelemezdi, ve hiç de darbe ve devrimler gerçekleşemezdi.
Onun için haksız yere verilen koltuklar, ölüm pahasına olsa bile birgün gelir geri alınacaktır. Önemli olansa okoltukları hak ederek onnlara kalkmamak şartıyla sonsuza kadar oturmaktır. Sakın böyle bir şey olamaz söylemeyiniz beyler, çünkü öyle koltuklar var ki, o koltuklara oturanlar sevilerek oturdurulur. O koltuklarsa insanların ta içlerindeki kalplerindedir. Hani aşk için derler gönüllere taht kurmak. İşte aynen öyle. Yalnız her aşık bir gönüle taht kurabilir, ancak yurt, millet, ilke, töre ve inanç, Türkçülük ve Turancılık aşıkları ise milyonların kalplerine taht kurmayı başarabilmişlerdir. Ölümsüz olmayı dileyen onurlu, haysiyetli ve kendilerini başkalarının mutluluğu için, bir mum gibi yakan o er insanlar ancak, böyle bir yüksek mertebeye erişebilmeyi başara bilirlerdir, çünkü onlar için halk ve toplumlarının çıkarı her zaman ön planda olmuştur, hatta halk ve toplumlarının geleceği için en pahalı varlıkları olan canlarını bile adamışlardır. Evet gönüllere kurulan tahtlar yücelerin en yücesidir ve o tahtları ne toplar ne tüfekler yıkabilmeyi becermiştir. Bir bakın tarih boyunca Türkmen uğruna kanlarıyla topraklarımızı sulayan ilke ve inanç sahibi şehitlerimize, bir bakınız milli davamız uğruna canlarını kanlarını kurban veren, Ata Hayrulla, Avcılar, Neftçiler, Muhtarlar, Abdulla Abdurrahman, Necdet Koçak, Adil Şerif, Rıza Demirci, Mehmet Korkmaz, Halit Şengül, Rüşdü Muhtaroğlu, İzzettin Terzi, Yaşar Cengiz, Mustafa Yayçılı, Ali Haşim Muhtar oğlu ve Ahmet Koca gibi tüm şehitlerimize, hangi gönüle taht kurmamışlar ki? Onlar hepimizden daha değerli ve saygılı olma mertebesine yükselmişken onun ötesinde yükselinecek daha yüce koltuk bulunacakmı hiç? Allahtan dileğimiz Türkmen halkımızı ve yüce Türk Ulusunu her türlü koltuk sevdalısı, işbirlikçi, hain, yabancı istihbarat servislerine satılmışlardan korusun ve onları başımızdan def etsin..

Amin Allahım amin.

Devamını Oku

KANAYAN TÜRKMEN YARASI ALTINKÖPRÜ

0

BEĞENDİM

ABONE OL

29 yıl sonra ////
KANAYAN TÜRKMEN YARASI ALTINKÖPRÜ

Dr. Ümit Köprülü

Milattan 250 yıl önce inşa edilen Altınköprü kasabası, kardeş şehirler Erbil ile Kerkük’ü birbirlerine karayolu ile bağlamaktadır. Kasaba Kerkük’ten 40 ve Erbil’den 50 kilometre uzaklıktadır.

Eskiden beri kasabaya akan Küçük Zap ırmağı Altınköprü’ye girmeden önce ikiye bölünmektedir ve kasabaya girerken onu üç bölgeye ayırmaktadır. Bu bölgeler ise, “Büyük Yaka”, “Orta Yaka” ve “Küçük Yaka” diye tanılmaktadır. Kerkük’e yakın büyük yakaya “Sılahiyye“ adı verilirken, Orta kısımınada “Ortayaka” isimi verilmiştir. Erbil yakın kalan kısım ise de “Tisin” diye adlandırılmıştır.

Altınköprü yakalarını bir birine bağlayan köprüler ise Sılahiye köprüsü 54 metre ve Tisin köprüsü 116 metre uzunluğundalardır.

Diktatör Saddam rejimi’nin, Altınköprü’ye girmeden önce, Zap ırma üstüne inşa ettiği üçüncü köprü ise kasabanın Türkmen yoğunlu halkına ticari zarar vermek amaçlı idi. Bu köprü Güneyden kuzeye ve kuzeyden güneye yönelen araçların kasabaya girmemelerine sebep olmuş ve böylece halkın ticaret, ziraat ve turistikten maddi gelir kaynaklarına kısıtlık getirmiştir.

Yırmıncı asrın seksenli yıllarının evvelinde Baas rejimi, Altınkörü belediyesinin Köprülü şehit ve bazı dar gelirli ailelere dağıttığı yerlerde “Saddam” ve “Şehitler” semtlerini istihdas atmiştir.

Katliamdan önce Körfez savaşı

Her kesce bellidir ki, Saddam rejimi 2 Ağustos 1990 tarihinde uydurmaca gerekçelerle, Irak’a ait olduğunu iddia ettiği Kuveyti işgal etti. Buna karşı çıkarak kınayan bir çok devlet Amerika Birleşik Devleti (ABD) ile büyük bir pakt oluşturdu. 33 devltten oluşan bu pakt sayesinde dünya orduları Arap körfezine döküldü. Devletler arası ve birleşmiş milletler Konseyi’nin tüm uyarılarına rağmen, İşgal ettiği yerlerden keçilmeyen Irak ordusu, 17 Ocak 1991 tarihinden başlıyarak, Bağdat dahil tüm Irak vilayetlerinin, pakt ülkeleri savaş uçakları tarafından, yoğun hava saldırılarına maruz kalmasına sebep olmuştu.

22 Ocak 1991 günü kara savaşı başladı ve Irak ordusu kuveyt’ten karşılık göstermeden çekilmek zorunda kaldı. ABD ve İngiliz güçleri Irakın Nasiriyye kentine kadar Irak ordusunu geri sürdü ve büyük bi hazimete uğrattı. Bu hezimete tanıklık yapan Irak halkı ise, Saddam rejimine isyanlık bayrağını açmaya başladı.

Mart ayında Irak rejimine karşı büyük bir ayaklanma başladı ve rejimin kotrolünden çıkan vilayetlerin sayısı 14’e ulaştı. Kerkük ve çevresi halkı da kendilerini bu ayaklanmanın içinde buldular.

Altınköprü kasabası 11 Mart günü, kasabadaki silahlı Saddam güçleri ve güvenlik personellerinin gece karanlığından yararlanarak, karşılık vermeden Dibis ilçesine doğru kaçmaları sonucu, Kürt silahlılarının eline geçmişti.

18 Mart gününde Kerkük şehri de intifadeci silahlı gurupların eline geçti. Devlete ait tüm kurum, muessese binaları birer birer talan edildi ve devletin önemli daireleri yakıldı ve halkın önemli belgeleri yok edildi. İnsanların ev, iş yeri ve araçları bile talandan nasibini aldı. Saddam elemanları ve bir çok gizli istihbarat şefleri ve güvenlik ajanları bulundukları yerde infaz edildi.

Altınköprü 28 Mart günü

Irak Ordusu yoğun hava saldırısı, tank ve topların bombardımanından sonra, 27 Mart günü Kekük’ü savaşsız Kürt peşmergelerinden geri aldı. Ondan önce de 26 Mart günü Tuzhurmatu ve Tazehurmatu kasabalarına da girmişti.

Irak ordusu karşısında her hangi mukavemet vermeyen peşmergeler “geldi” diyerek ele geçirdiği tüm kent ve kasabaları bırakıp kaçtığı gibi, Ordunun 28 Mart sabahı Altınköprü kasabasına gireceğinin haberini 27 Mart akşamı alır ve kasabayı kuzey bölgesine doğru kaçarak terk eder.

Irak ordusu saldırısından ve baas rejiminin dönüşünden canlarını kurtarmak için Kerkük, Tuzhurmatu, Tazehurmatu ve diğer Türkmen kasabalarından Altınköprü’ye sığınan Türkmenler’in çoğu da kendilerini, kasabayı terk ederek, Erbil şehrine doğru yola bırkırlar. Suçlarının olmadığını ve askerlerin onlara birşey yapmıyacağını sanan diğer Köprülü Türkmenler ise, konuk ettikleri Köprülü olmayan ailelerle birlikte, evlerinde kalmayı tercih ederler.

28 Mart sabahı Altınköprü’ye doğru iki yönden ilerleyen dördüncü tümen ve Saddamın özel koruma ordusundan bir taburun tank ve araçları görünmeye başlar ve yanında, kasabanın semalarında görünen askeri helikopterler, Altınköprü’den çıkan aileri ateşe tutarak öldürür. Kasabayı ele geçiren bu güçler dışında, silahlarlarıyla birlikte bir gurup özel askerleri de askeri uçaklar kasabaye taşır. bu yeni güçte dördüncü tümen istihbarat subayı binbaşı Süfyan Mustafa El Asad gücüyle birlikte, özellikle Saddam semtindeki evlere birer birer girip insanlarına her türlü kötülük ve ihaneti yaparak, tutuklamalara başlarlar.

Altınköprü’deki o acılı dramayı sayfalara dökmek için günler yetmez aylar yazmamız lazım. Suçsuz günahsız 102 erkek yaşlı, genç ve çocuk ayırt etmeden aileleri gözü önünde, ihanetlerle evlerinden çıkarılıp Altınköprü’nün yakınındaki kışlaya götürülüp, daha sonra Dibis ilçesindeki ikinci tümenin savaş okulu ordugahına intikal edilerek, ordan da otobüslarle karşısında mazarlığa götürülüp kurşuna dizmişlerdir.

Vahşi katliamda şehit edilen Türkmenler arasında:

– Ahmet Enver Köprülü (1942) ve oğulları, Turan Ahmet Enver Köprülü (1974) ve Atilla Ahmet Enver Köprülü (1976).
– Kardeşler, Amir Mithat İzzet (1960), İsam Mithat Ezzet (1962) ve Hani Mithat İzzet (1970).
– Kardeşler, Mansur Mazlum Nuri (1967), Cengiz Mazlum Nuri (1968) ve Nuri Mazlum Nuri (1971).
– Kardeşler, Mehmet Halit Mendan (1952) ve Adnan Halit Mendan (1958).
– Kardeşler, Melik Feysal Süleyman (1965) ve Şaalan Feysal Süleyman (1967).
– Kardeşler, Tarık Bayız Hurşit (1963) ve Adil Bayız Hurşit (1972).
– Kardeşler, Nevzat Kadır Rahman (1968) ve Eyad Kadır Rahman (1971).
– Kardeşler, Şahin Nasih Bezirgan (1975) ve Atilla Nasih Bezirgan (1977).
– Kardeşler, Yaşar Hüseyin Abdurrahman (1965) ve Orhan Hüseyin Abdurrahman (1967).
– Mehmet Reşit Veli (1925) ve oğlu İmat Mehmet Reşit (1960).
– İhsan Ali Feyzullah (1932) ve oğlu Hişam Ali Feyzullah (1971) de bulunmaktalardı.

Türkmenler yok ediliyr

Uzun yıllardan beri, Irak’ta iktidara gelen tüm rejimler, Irak Türklerine her türlü haksızlık, zulüm, baskı, soykırım ve asmile eylemlerini uygulamaktan geri kalmamıştır. Türkmenler her dönemde iktidarlar tarafından hor görülmüş, vatandaşlık haklarından yoksun kalmış araplaştırılmış, kürtleştirilmiş, suçsuz yere tutuklanmış, hapishanelere atılmış, idam edilmiş, yurt ve topraklarından göçe mecbur edilmişlerdir.

Artık bu hale bir dur demenin zamanı geldi geçti bile. Bugün Türkmeneli’nin Musul, Telafer, Karakoyun gibi bir çok il, ilçe ve kasabalarımız Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) terör gurupları eline geçerek, halkımızın bir milyonundan ziyadesi, hayatlarını Irak’ın diğer illerinde çadırlarda geçirmektedirler. Çoluk çocuk perişan haldalar. Türkmen milleti kendine gelmeli ve iyice bir silkinmeli. Bizi yok etmeye çalışan devletlerarası güçlerin iğrenç pilanlarını bazmak için, birlik ve beraberliğimizi korumalıyız.

Birlik beraberliğimizi koruduğumuz zaman, bizleri yok etmeye çalışan güçlerin karşısına yenilmez kadar güçlü çıkacağız.

Unutmıyalım ki de haklar hiç bir zaman verilmez, alınır biz de şehitlerimizin kanlarının yerde kalmaması ve halkımızın kurtuluş ve özgürlüğü için, tüm haklarımızı alıncaya kadar el el, gönül gönüle ve omuz omuza mücadele etmeliyiz.

Allah şehitlerimizden rahmetini esirgemesin, onlara cenneti firdeusu nasip etsin. ve milletimizi korusun. Amiiiiiiiiiiiiiiiiin

Dr. Ümit Köprülü
Türkmenşanı Bağımsız Medya ve Araştırma Merkezi
Genel Yönetmeni

Türkmen yarası Altınköprü
Dr. Ümit Köprülü

Milattan 250 yıl önce inşa edilen Altınköprü kasabası, kardeş şehirler Erbil ile Kerkük’ü birbirlerine karayolu ile bağlamaktadır. Kasaba Kerkük’ten 40 ve Erbil’den 50 kilometre uzaklıktadır.

Eskiden beri kasabaya akan Küçük Zap ırmağı Altınköprü’ye girmeden önce ikiye bölünmektedir ve kasabaya girerken onu üç bölgeye ayırmaktadır. Bu bölgeler ise, “Büyük Yaka”, “Orta Yaka” ve “Küçük Yaka” diye tanılmaktadır. Kerkük’e yakın büyük yakaya “Sılahiyye“ adı verilirken, Orta kısımınada “Ortayaka” isimi verilmiştir. Erbil yakın kalan kısım ise de “Tisin” diye adlandırılmıştır.

Altınköprü yakalarını bir birine bağlayan köprüler ise Sılahiye köprüsü 54 metre ve Tisin köprüsü 116 metre uzunluğundalardır.

Diktatör Saddam rejimi’nin, Altınköprü’ye girmeden önce, Zap ırma üstüne inşa ettiği üçüncü köprü ise kasabanın Türkmen yoğunlu halkına ticari zarar vermek amaçlı idi. Bu köprü Güneyden kuzeye ve kuzeyden güneye yönelen araçların kasabaya girmemelerine sebep olmuş ve böylece halkın ticaret, ziraat ve turistikten maddi gelir kaynaklarına kısıtlık getirmiştir.

Yırmıncı asrın seksenli yıllarının evvelinde Baas rejimi, Altınkörü belediyesinin Köprülü şehit ve bazı dar gelirli ailelere dağıttığı yerlerde “Saddam” ve “Şehitler” semtlerini istihdas atmiştir.

Katliamdan önce Körfez savaşı

Her kesce bellidir ki, Saddam rejimi 2 Ağustos 1990 tarihinde uydurmaca gerekçelerle, Irak’a ait olduğunu iddia ettiği Kuveyti işgal etti. Buna karşı çıkarak kınayan bir çok devlet Amerika Birleşik Devleti (ABD) ile büyük bir pakt oluşturdu. 33 devltten oluşan bu pakt sayesinde dünya orduları Arap körfezine döküldü. Devletler arası ve birleşmiş milletler Konseyi’nin tüm uyarılarına rağmen, İşgal ettiği yerlerden keçilmeyen Irak ordusu, 17 Ocak 1991 tarihinden başlıyarak, Bağdat dahil tüm Irak vilayetlerinin, pakt ülkeleri savaş uçakları tarafından, yoğun hava saldırılarına maruz kalmasına sebep olmuştu.

22 Ocak 1991 günü kara savaşı başladı ve Irak ordusu kuveyt’ten karşılık göstermeden çekilmek zorunda kaldı. ABD ve İngiliz güçleri Irakın Nasiriyye kentine kadar Irak ordusunu geri sürdü ve büyük bi hazimete uğrattı. Bu hezimete tanıklık yapan Irak halkı ise, Saddam rejimine isyanlık bayrağını açmaya başladı.

Mart ayında Irak rejimine karşı büyük bir ayaklanma başladı ve rejimin kotrolünden çıkan vilayetlerin sayısı 14’e ulaştı. Kerkük ve çevresi halkı da kendilerini bu ayaklanmanın içinde buldular.

Altınköprü kasabası 11 Mart günü, kasabadaki silahlı Saddam güçleri ve güvenlik personellerinin gece karanlığından yararlanarak, karşılık vermeden Dibis ilçesine doğru kaçmaları sonucu, Kürt silahlılarının eline geçmişti.

18 Mart gününde Kerkük şehri de intifadeci silahlı gurupların eline geçti. Devlete ait tüm kurum, muessese binaları birer birer talan edildi ve devletin önemli daireleri yakıldı ve halkın önemli belgeleri yok edildi. İnsanların ev, iş yeri ve araçları bile talandan nasibini aldı. Saddam elemanları ve bir çok gizli istihbarat şefleri ve güvenlik ajanları bulundukları yerde infaz edildi.

Altınköprü 28 Mart günü

Irak Ordusu yoğun hava saldırısı, tank ve topların bombardımanından sonra, 27 Mart günü Kekük’ü savaşsız Kürt peşmergelerinden geri aldı. Ondan önce de 26 Mart günü Tuzhurmatu ve Tazehurmatu kasabalarına da girmişti.

Irak ordusu karşısında her hangi mukavemet vermeyen peşmergeler “geldi” diyerek ele geçirdiği tüm kent ve kasabaları bırakıp kaçtığı gibi, Ordunun 28 Mart sabahı Altınköprü kasabasına gireceğinin haberini 27 Mart akşamı alır ve kasabayı kuzey bölgesine doğru kaçarak terk eder.

Irak ordusu saldırısından ve baas rejiminin dönüşünden canlarını kurtarmak için Kerkük, Tuzhurmatu, Tazehurmatu ve diğer Türkmen kasabalarından Altınköprü’ye sığınan Türkmenler’in çoğu da kendilerini, kasabayı terk ederek, Erbil şehrine doğru yola bırkırlar. Suçlarının olmadığını ve askerlerin onlara birşey yapmıyacağını sanan diğer Köprülü Türkmenler ise, konuk ettikleri Köprülü olmayan ailelerle birlikte, evlerinde kalmayı tercih ederler.

28 Mart sabahı Altınköprü’ye doğru iki yönden ilerleyen dördüncü tümen ve Saddamın özel koruma ordusundan bir taburun tank ve araçları görünmeye başlar ve yanında, kasabanın semalarında görünen askeri helikopterler, Altınköprü’den çıkan aileri ateşe tutarak öldürür. Kasabayı ele geçiren bu güçler dışında, silahlarlarıyla birlikte bir gurup özel askerleri de askeri uçaklar kasabaye taşır. bu yeni güçte dördüncü tümen istihbarat subayı binbaşı Süfyan Mustafa El Asad gücüyle birlikte, özellikle Saddam semtindeki evlere birer birer girip insanlarına her türlü kötülük ve ihaneti yaparak, tutuklamalara başlarlar.

Altınköprü’deki o acılı dramayı sayfalara dökmek için günler yetmez aylar yazmamız lazım. Suçsuz günahsız 102 erkek yaşlı, genç ve çocuk ayırt etmeden aileleri gözü önünde, ihanetlerle evlerinden çıkarılıp Altınköprü’nün yakınındaki kışlaya götürülüp, daha sonra Dibis ilçesindeki ikinci tümenin savaş okulu ordugahına intikal edilerek, ordan da otobüslarle karşısında mazarlığa götürülüp kurşuna dizmişlerdir.

Vahşi katliamda şehit edilen Türkmenler arasında:

– Ahmet Enver Köprülü (1942) ve oğulları, Turan Ahmet Enver Köprülü (1974) ve Atilla Ahmet Enver Köprülü (1976).
– Kardeşler, Amir Mithat İzzet (1960), İsam Mithat Ezzet (1962) ve Hani Mithat İzzet (1970).
– Kardeşler, Mansur Mazlum Nuri (1967), Cengiz Mazlum Nuri (1968) ve Nuri Mazlum Nuri (1971).
– Kardeşler, Mehmet Halit Mendan (1952) ve Adnan Halit Mendan (1958).
– Kardeşler, Melik Feysal Süleyman (1965) ve Şaalan Feysal Süleyman (1967).
– Kardeşler, Tarık Bayız Hurşit (1963) ve Adil Bayız Hurşit (1972).
– Kardeşler, Nevzat Kadır Rahman (1968) ve Eyad Kadır Rahman (1971).
– Kardeşler, Şahin Nasih Bezirgan (1975) ve Atilla Nasih Bezirgan (1977).
– Kardeşler, Yaşar Hüseyin Abdurrahman (1965) ve Orhan Hüseyin Abdurrahman (1967).
– Mehmet Reşit Veli (1925) ve oğlu İmat Mehmet Reşit (1960).
– İhsan Ali Feyzullah (1932) ve oğlu Hişam Ali Feyzullah (1971) de bulunmaktalardı.

Türkmenler yok ediliyr

Uzun yıllardan beri, Irak’ta iktidara gelen tüm rejimler, Irak Türklerine her türlü haksızlık, zulüm, baskı, soykırım ve asmile eylemlerini uygulamaktan geri kalmamıştır. Türkmenler her dönemde iktidarlar tarafından hor görülmüş, vatandaşlık haklarından yoksun kalmış araplaştırılmış, kürtleştirilmiş, suçsuz yere tutuklanmış, hapishanelere atılmış, idam edilmiş, yurt ve topraklarından göçe mecbur edilmişlerdir.

Artık bu hale bir dur demenin zamanı geldi geçti bile. Bugün Türkmeneli’nin Musul, Telafer, Karakoyun gibi bir çok il, ilçe ve kasabalarımız Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) terör gurupları eline geçerek, halkımızın bir milyonundan ziyadesi, hayatlarını Irak’ın diğer illerinde çadırlarda geçirmektedirler. Çoluk çocuk perişan haldalar. Türkmen milleti kendine gelmeli ve iyice bir silkinmeli. Bizi yok etmeye çalışan devletlerarası güçlerin iğrenç pilanlarını bazmak için, birlik ve beraberliğimizi korumalıyız.

Birlik beraberliğimizi koruduğumuz zaman, bizleri yok etmeye çalışan güçlerin karşısına yenilmez kadar güçlü çıkacağız.

Unutmıyalım ki de haklar hiç bir zaman verilmez, alınır biz de şehitlerimizin kanlarının yerde kalmaması ve halkımızın kurtuluş ve özgürlüğü için, tüm haklarımızı alıncaya kadar el el, gönül gönüle ve omuz omuza mücadele etmeliyiz.

Allah şehitlerimizden rahmetini esirgemesin, onlara cenneti firdeusu nasip etsin. ve milletimizi korusun. Amiiiiiiiiiiiiiiiiin

Dr. Ümit Köprülü
Türkmenşanı Bağımsız Medya ve Araştırma Merkezi Genel Yönetmeni

youtube abonnenten kaufen

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.