Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1.09
BIST 1,206
%-0.54
Dolar 7.89
%0.05
Euro 9.30
%-0.12
Altın 484.02
REKLAM

Bağdat 20 Yıldır Aynı Tas Aynı Hamam

30 defa okundu kategorisinde, 03 Mar 2020 - 21:41 tarihinde yayınlandı
Bağdat 20 Yıldır Aynı Tas Aynı Hamam

Bağdat 20 Yıldır Aynı Tas Aynı Hamam

Ümit Köprülü

Diktatör Saddam rejimi döneminde, en son Bağdat ziyaretimi Ekim 1994’te yapmıştım.

Ağustos 2015’te gerçekleştirdiğim ziyarette ise, bir zamanlar Arap aleminin başkenti bilinen Darul-Selam Bağdat’ta hiç bir değişiklik bulmadım.

Burakın değişikliği, geçmişe karışan yirmi yılda sanki başkentin her hangi bir semtinde taş üstüne taş bile bırakılmamıştır.

Eskilerin deyimi ile Bağdat 20 yıldır aynı tas aynı hamam demekle yanılmamış olacağım.

Saddam döneminde inşaatına başlanan binalar şimdiye kadar yarıda kalmış haldedir.

Irak’ın en büyük ibadethanesi olacak bir cami de bu binalerin biri olarak boynu bükük üzgün üzgün durmaktadır.

Geçen çağın seksenli yıllarında biz her ay  en azından üç kez Başkent Bağdat’ı ziyaret ederdik.

İkisinde Türkmen mahkümlerinin aileleriyle birlikte Abu Garip Cezaevine giderdik.

Diğerinde ise, edebiyatçı, yazar ve gazeteci arkadaşlarımızla Türkmen Kültür Müdürlüğü ve Türkmen Kardeşlik Kulübü gibi kuruluşlarımızdaki arkadaşlarla görüşmek için Bağdat’ta bulunurduk.

Hatırlıyorum Bağdat’a gitmenin büyük bir tat ve özelliği vardı. Ön hazırlamalar günler haftalar önce yapılırdı.

Bağdat eski dönemde büyük bir kalkınmaya şahit olmuştu. Çağdaşlık ve yaratıcılık her alanda hakimdi.

Bağdat’ta bulunmak insana büyük huzur vermekteydi.

Ancak ne yazık ki, günümüzde Bağdat’ta bulunmaktan insanlar, korku ve endişe duymaktalardır.

Her an bir yerler bombalarla sarsılır korkusundan, başkentin her sokağında kontrol noktalarıyla karşılanmak bağdatlılarca normallaştı.

**********

Kerkük’teyken arkadaş ve dostlar bile Bağdat ziyaretime karşıydı.

Beni en çok üzen ise, Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİT) belasının Kerkük Bağdat arasında Türkmen kasaba ve köylerine acımasızca yaşattığı insanlık dışı eylemlerdi.

Türkmen kasaba ve köylerinin katledildiğini, canlılardan boşaltıldığını ve yıkık harabelere dönüştüğünü, birer birer görmek içimi karartı.

Üzüntüye boğuldum.

O harabeleri izlerken, orada gerçekleşen cinayet ve işlenen suç gözüm önünde bir sinema filmi gibi canlanmaktaydı.

Bense gücü yetmez, çaresizce seyretmekteydim.

Kerkük bağdat arası yolu, yas içinde kalmış siyah bir gömlek içinde hissettim.

Sanki Türkmenelinde insanlar gibi herşey katledilmişti.

Hayvanlar, papatyalar, güller,çiçekler ve doğa bile can vermişti.

En önemlisi de tüm bu zulüm ve haksılıkları görmezden gelerek, Türkmen oylarıyla koltuk sahibi olan kimi yetkililerimizin vicdanları ölmüştü.

Neyleyim Irak Parlamentosunda ona yakın Türkmen milletvekilini!!

Bağdat’ta, Kerkük’te, Musul’da, Erbil’de ve diğer il ve bucaklarda onlarca Türkmen yetkiliyi!!

Bana Telafer, Karakoyun, Beşir ve diğer Türkmen bölgelerindeki işgal ve tutsaklığı yenecek adam lazım.

Güç ve cesaretiyle zulüm ve haksızlığa dur diyecek er gerek.

Tünkmen halkının gasp edilen haklarını arıyacak, geri alacak yılmaz mücadeleciler gerek.

Not: Görevlerini ercesine, mertcesine yerine getiren eski, yeni milletvekili ve yetkililerimizle gurur duyulur.

**********

Bağdat’ı 9 Nisan 2003’ten buyana al kana bürünmüş siyah bir duman sarmaktadır.

Bağdat’ta bir Saddam dar ağacına asıldı. Bin bir Saddam doğdu o günden bu güne.

Bağdat’ta çalan çalana. Gelen çalıyor giden çalıyor.

Milyar.. milyar paraları götürüyor çulsuz çapulcular.

Bağdat’ı soyup soğana çeviriyorlar.

Yapabilseler, Ulus Parkı’ndaki Cevat Selim’in ‘‘ Özgürlik Anıtı’nı’’ bile çalarlar.

Yolsuzluklar kanser hücreleri gibi sardı Bağdat’ın tenini.

Haramilere karşı Bağdatlılar hergün ayaklanmada.

Hergün sokağa dökülmekteler.

Merak ediyorum Bağdat’ın haramilerine birileri gerçekten dur demedikçe!!

Bir tek harami Özgürlik anıtından ayaklanan halka asılı sunulmadıkça!!

Halkta o haramiye, Saddam’ın heykeline yaptıkları gibi, terliklerini fırlatmadıklarca!!

Nasıl yolsuzlukların sonu gelecek??

Nasıl al kana bürünmüş kara dumanlar, Bağdat’ın peşini bırakacak??

Nasıl Bağdat kalkınacak, gelişecek ve çağdaşlaşacak??

Nasıl barış güvercinleri çırpınacak Özgürlük Anıtı’nın çevresinde??

Ve nasıl rahat uyuyacak ‘‘Cevat Selim’’ mazarında??.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ümit KÖPRÜLÜ
Yorum Yaz