Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-0.59
BIST 1,542
%0.04
Dolar 7.41
%0.14
Euro 9.04
%0.20
Altın 442.71
REKLAM

BİRİ BENİ ANLADI ODA…

77 defa okundu kategorisinde, 12 Oca 2021 - 15:32 tarihinde yayınlandı

 

PEKİ SİZİ?

Halk içinde denir ya ”Beni bir kişi anladı o da yanlış anladı!” peki sizi anlayan var mı? Evlatlarınız mı anladı? Anne-babanız anladı mı? Eşiniz mi anladı mesela kırk yıllık eşiniz, Kırk yıl aynı yastığa baş koyduğunuz eşiniz? Yahut anlayan var mı?

“Toplum milli dinamiklerini kaybetti, toplum yozlaştı veya yozlaşıyor.” Diye milli düşünceye sahip sosyologlar, düşünürler yırtınıyor. Birçok ailemiz ataerkil aileden kala, kala nihayet çekirdek aileye düştük; hatta çekirdek aileyi bile kaybettik. İnsanlar ailesini bırakıp tek başına yaşamaya başladı. Gayrimeşru yaşayan erkek-kadın birliktelikleri bile bizi rahatsız etmiyor.

ALIŞIRLAR…

Eskiden ülkemizin her hangi bir yerinde; köy ve kasabaları bir kenara bırakın büyük şehirler de bile münferit evlilik dışı bir birliktelik olduğunda halk ayağa kalkar, halk galeyana gelir ve günlerce konu olurdu. Böyle insanlara ise kesinlikle iyi gözle bakılmazdı. Toplumda yanlışlar önce flört-ne demekse- ile başladı ve sonunda geldiğimiz noktada aile mevhumunu neredeyse tamamen kaybetme noktasına geldik. Dün yadırgadığımız ve elimizle, dilimizle veya kalbimizle ret ettiğimiz kabullenmediğimiz ve engellemeye çalıştığımız davranışları bu gün normal karşılamaya içselleştirmeye başladık.

NELERİ KAYBETTİK(?!)

İnsanlar çarşı-pazar gezerken, birileri ile karşılaştığında tanısın/tanımasın selam verir güler yüz gösterirdi. Yabancılara bir ihtiyacının olup olmadığı sorulur, sıkıntılar el birliği ile giderilirdi. Birisi size bir şey mi sordu; tabir yerinde olursa elinden tutulur ve gideceği yere kadar götürülür. İşinin görülüp görülmediğine bakılır. Eğer mağdur olmuşsa mağduriyeti giderilirdi. Yani kimseler ortada kalmazdı, vesselam.

Bu günlerde ve hele şu pandemi den sonra günlerinde gezip tozduğunuz yerlerde insanların size yakınlığı nasıl? Tanıdıklarınızın size karşı sıcaklık derecesi ne âlemde. Size tebessüm ile mi yoksa manasız mat bir gözlemi bakıyorlar. En yakınlarınızın evlerinin içine demiyorum kapısına ne rahatlıklı gidebiliyorsunuz, çekinmeden zillerine basabiliyor musunuz veya onlar sizi nasıl karşılıyor veya kapınıza çekinmeden gelebiliyorlar mı? Neleri, nelerimizi kaybettik Allah’ım.

NEYE YENİLDİK?

İnsanlar bir birinden vebalıdan kaçar gibi kaçıyor; hem de maske ve mesafe kurallarına dikkat edildiği halde. Hani bu korona, Covit 19 denilen illet maske-mesafe ve hijyenle yeniliyordu? Ne oldu o zaman biz Müslüman Türk milleti olarak neye yenildik? En sevdiklerimizin sevgisinden bile mahrum hale geldik. Yaşımız yasaklar sınırının içinde olduğu için günlük sokağa çıkma ve gezinme hakkımız sabah saat 10.00 ile 13.00 arası!  Bu sürelerde bazen evden dışarıya, sokağa çıktığımız oluyor. Kime gidersiniz, nerede oturur bir yakınınız ve dostunuzla iki kelam edersiniz. İnsanlar birbirinden vebalıdan kaçar gibi kaçıyor.

NİYET VE MANTIK

Dedeler saat 10.00-13.00 arası sokağa çıkıp geliyor diyelim, bu yaşlardaki insanların çocukları zaten akşama kadar dışarıda. Üstelik torunlarımızın sokağa çıkma vakti ise 13.00-16.00 arası bu saatler içinde çocuklar koyun sürüleri gibi birlikteler ve maske-mesafe ve hijyene de hiç mi hiç dikkat etmiyorlar. Elbette istisnalar kaideyi bozmaz. Sonrasında sokaktan uzaklaştırdığınız dede-ninelerin yanında! Allah aşkına kimi kimden koruyorsunuz? Allah aşkına birilerinin 65 yaş ve üzerindeki insanlar için her hangi bir hesabı mı var? Hoş sanmıyorum ama bu karar mutlaka gözden geçirilmeli. Çünkü 65 yaş ve üzeri sağlık yönünden ve ruh sağlığı yönünden kaybedilmek üzere.  Üstelik sokaktan gelen evlat veya torun evde maske ve mesafeye dikkat edebilir mi? Sokak ile evin arasında ne fark var? Eve hapsedilen insanlarımız iyi niyetle, korumak için evlere kapatılmış olabilir lakin işin neticesi tastamam budur. Niyet doğru mantık yanlış! TV haberlerinde Pandemi’nin ilk günleri dağ başına hayvan otlatmaya gitmiş yalnız bir kadını jandarmalar bulmuş ve “Teyze eve gir biz senin için uğraşıyoruz.” Diye ikaz ediyorlar. Allah aşkına dağın başında tek başına hayvan güden kadını eve kapatmanın ne mantığı olabilir? Korana kadını dağ başına aramaya mı gidecek?! Bazen görevliler kararları yorumlamadan uyguladıklarında böyle garip durumlar ortaya çıkıyor. Elbette şartlar önemli ve gerekli tedbirler alınmalı. Lakin alınacak önlemler mantıklı ve işe yarar olmalı.

HEP HASRETİZ

Her alınacak önlem uygulanacak insanların sosyopisikolojik durumları göz önüne alarak alınmalı ve uygulanmalıdır. Nerede ise bir sene gibi bir zaman diliminde aylarca evlerde kaldık. Kronik hastalıklarımız için hastanelere gidemedik, gitmeye cesaret edemedik. Evde oturmaktan hareket kabiliyetlerimizi kaybettik. Şartlar yine aynı şartlardı. Evlatlar işinde gücünde, torunlar sokakta dede ve nineler evde! Akşam herkes bir yerde, aynı evde! Getirdiyse evlatlar ve torunlar dışarıdan zaten virüsü getirdiler. Siz istediğiniz kadar yaşlıları eve kapatın.

Bazen de tam tersi ayrı evlerde oturan evlat ve torunlar aylarca anne-babalarının yanına gelemedi. Torunlar dede ve ninelerinin yanına gelemedi. Bu kez de olay normalden fazla abartıldı evlat ve torun hasreti yine insanların psikolojisini bozdu.

Diyeceğimiz o ki; alınan kararlar milletin milli kimlik ve kültüründen çok şeyleri alıp götürüyor. Sonrada bütün kanallardan bağırıyoruz; ”Kadın cinayetleri” diye Milli kültürü hayata geçirin sorunlarınızın pek çoğu kendiliğinden ortadan kalkar, çözülür.

DABAKÇILARIN GELİNİ…

Hani derler ya; kızın birisi deri imalatı yapan bir aileye gelin gider. Tabii olarak o günlerde bu gün bile koktuğu gibi deri dabaklanırken hayvan pisliği ile tabaklanır o nedenle de dabakçıların evi dâhil her yeri kokar.”Tabakhaneye b..  mu yetiştiriyorsun?” Atasözünün ortaya çıktığı yıllar yani.  Günler aylar geçer; gelin eve alışır ve bir gün gelen-kaynana kavga ederler. Gelin; “Ben geldim de evinizin kokusu gidiverdi.” Diye çemkirir. Kayın valide;” A kızım bizim evin kokusu gitmedi senin burnun alıştı.” Diye cevap verir.

Beyler, devleti idare eden büyüklerimiz, devletin en tepesinden en aşağısındaki yetkili beyefendiler. Dün yanlış dediklerimize, milletimizin millet olma özelliklerini kaybetmemize sebep olan değerler erozyonuna” bugün burnumuz alışırsa; yarın Müslüman Türk Milleti diye bir millet kalmaz. Nitekim kutsal aile birliği evliliği, kadın-erkek birlikteliğine, tesettürü  “türban” diyerek, başa takılan bez parçasına indirgedik. Bu gün kanunlar da var olan ve eskiden dikkat ettiğimiz, koruduğumuz “sahih nesep” ne yazık ki “nesebi gayri sahih” insanların olduğu bir yapıya dönüştü. Bununla ilgili mahkemelerde birçok davalar var.

AİLE KORUNMALI…

Erkek arkadaş-kız arkadaş, boyfriend -girlfriend, sevgili-flört gibi kavramların sözlükte karşılığını bilmem ama eskiden halk dilindeki karşılığı bellidir, herkes bilir. Bu durum ne yazık ki, burnumuz alıştığı için birçoğumuza sempatik bile gelmeye başladı. Evet, ülkede korona var ve bizi tehdit ediyor ve biz Allah(CC)’in izni ile onu yeneceğiz. Fakat çok daha büyük e tedavisi zor hastalıklar milletimizi millet olmaktan çıkarmaktadır bunun için Beyler; lütfen burnumuz koku alsın ve bu kötü kokulara alışmasın.

 

Mustafa Göktekin

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Mustafa GÖKTEKİN
Yorum Yaz