Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-1.02
BIST 1,329
%-0.74
Dolar 7.81
%-0.39
Euro 9.35
%-1.86
Altın 449.55
REKLAM

BUGÜN 10 KASIM

362 defa okundu kategorisinde, 10 Kas 2020 - 00:10 tarihinde yayınlandı

BUGÜN 10 KASIM
Nurettin Dursun

Bugün 10 Kasım. Rahmetli Gazi Mustafa Kemal’in 82. ölüm yıldönümü. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Maalesef aradan geçen şu kadar zamana rağmen Atatürk üzerindeki tartışmalar hala devam ediyor. Ölüm yıldönümü vesilesiyle biraz da bunun üzerinde durmak istiyoruz.

Ne yazık ki Atatürk’ün en büyük talihsizliği, ne yanındakiler ne de karşısındakiler O’nu doğru dürüst anladı. Günümüzde yaşanan din istismarı, Atatürk döneminde çok daha fazlası vardı. Atatürk bunların önüne geçmek için Diyanet İşleri Başkanlığı’nı kurdu. Kur’an-ı Kerim meali, Kur’an’ı Kerim tefsiri yaptırdı. Hazreti Peygamberin sözlerini ihtiva eden Sahih-i Buhari’iyi Türkçeye tercüme ettirdi. Herkesin itibar ettiği, hürmet gösterdiği devrin en kaliteli İslam alimlerine yaptırdı. Amaç Müslümanlara dinlerini asli kaynaklarından öğretmek ve din istismarının önüne geçmekti.

70 öncesi Türkiye’deki solcular O’nu komünist olarak göstermeye çalıştı. Bu kesim hiçbir zaman Gazi Mustafa Kemal’i lider olarak kabul etmedi. Onların lideri Marks, Lenin, Mao ve benzerleri idi. 12 Eylül sonrasında da dinden beslenen ve davranışları istismar kokan bazı kesimler O’nu tarikatçı olarak göstermeye çalıştı. Bu tür iddiaların hiçbirinin aslı astarı yoktur. “Türk aleminin en büyük düşmanı komünizmdir her görüldüğü yerde ezilmelidir.” demişti. Yine tarikat ve cemaatlere yasak koymuştu. Evet Atatürk ne komünistti ne tarıkkaçıydı.

Gazi Mustafa Kemal Türk milletinin tarih seyri içerisinde bizim devlet büyüğümüzdür. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusudur. Gazi Mustafa Kemal bir ilah değildir. O’da bir insandır. Ínsan olması itibarıyla doğruları var yanlışları vardır. Bizler yaptığı doğruları desteklemeye devam ederiz. Yaptığı yanlışları kabul etmek zorunda değiliz. Bilimin, aklın ve dinin süzgecinden geçirir ve buna göre tavrımızı belirtiriz. Aynı şekilde Osmanlı devlet adamları da ilah değildir. Onların da doğruları var yanlışları vardır. Örneğin kardeş katline cevaz veren fermanı yayınlayan Fatih Sultan Mehmet’in bu uygulaması ne dine ne de hukuka uygundur. Çünkü insanlar suç işlemeden katlediliyordu. Atatürk döneminde de birçok insan haksız bir şekilde asılmıştı. Bunlar da doğru değildi.

Bilmeliyiz ki devlet adamlarının yaptığı icraatlar iç ve dış şartların zorlaması ile oluşur. Güçlü olduğnuuz zamanlarda milletin istekleri daha çok ağır basar. Zayıf olduğunuz zamanlarda daha çok dış güçlerin istekleri ağır basar. Örneğin Kanuni Sultan Süleyman, Fransuva’ya ben Cihan Devleti’nin padişahı Kanuni, sen Fransa vilayetinin kralı Fransuva’sın demişti. Bu ifadeyi güç söyletmişti. Ama 3. Selim ve 2. Mahmut’la başlayan batılılaşma süreci yabancı güçlerin dayatması ve baskısı ile başlamıştı. Çünkü güç dengesi batının lehinde değişmişti. Bilim ve teknoloji alanında batının sağladığı üstünlük, maalesef 18. asırdan itibaren devlet adamlarımızı sığıntı politikalar takip etmeye zorladı.

1839 Tanzimat Fermanı, 1856 Islahat Fermanı, 1876 Meşrutiyet ve Anayasası, 1908 darbesi ve arkasından ilan edilen Íkinci Meşrutiyet yukarıda ifade edildiği üzere yabancı güçlerin dayatması ve baskısı altında yapıldı. Yine aynı şekilde Mondros ve Sevr’in ağır şartları bu baskılar altında kabul edildi. Bu baskılara maruz kalan Osmanlı devlet adamlarının hiçbiri hain değildi. O günün dünya konjonktürü Osmanlı Devleti’nin yükselme döneminde uyguladığı politikaların uygulanmasına izin vermedi.

Gazi Mustafa Kemal’in imzaladığı Lozan Antlaşması da taşıdığı şartlar itibarıyla Mondros ve Sevr’den şartları daha ehvendi. Lozan Antlaşması’nın, tümü ile Türkiye’nin çıkarlarını koruyan bir antlaşma olduğunu söylemek mümkün değildir. Ama bilmeliyiz ki dünya konjonktürü bu kadarının uygulanmasına fırsat verdi. Gazi Mustafa Kemal ve Osmanlı devlet adamları o günün şartlarında yapılması icabedeni yaptı. Ne Osmanlı devlet adamları ne de Cumhuriyetin devlet adamları haindi.

Şimdi yapılması icabeden nedir? Yapacağımız her şey, dış politikada atacağımız her adım Lozan artı esasına göre yapılmalı ve atacağımız her adım buna uygun olmalıdır. Ínşallah 21. yüzyıl 20. yüzyılın rövanşı olacaktır ve 21. yüzyıl Türk asrı olacaktır. Unutulmamalıdır ki Osmanlı da bizimdir, Türkiye Cumhuriyeti de bizimdir, Osmanlı devlet adamları da bizimdir, Gazi Mustafa Kemal ve Cumhuriyeti yöneten devlet adamları da bizimdir. Hiçbiri arasında ayırım yapmayız.

Bu vesileyle tekrar Gazi Mustafa Kemal’e İstiklal Savaşı şehitlerine ve bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Nurettin DURSUN
Yorum Yaz