Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0.31
BIST 1,214
%-0.20
Dolar 7.85
%0.11
Euro 9.31
%0.56
Altın 484.92
REKLAM

Büyük Türk Ruhu

93 defa okundu kategorisinde, 10 Kas 2019 - 14:36 tarihinde yayınlandı

Büyük Türk Ruhu

Atatürk 1914 yılında yazdığı “Subay ve Kumandan ile Konuşmalar” adlı eserinde bakın ne diyor:

“Hülagü, Timur, Cengiz’den, erkek ve kadınlardan oluşan Türk ordusuyla Paris surlarına dayanmış olan Atilla’dan haberleri var mıdır? Yoksa bizim kumanda, sevk ve idare ettiğimiz insanların bakışları Pandeli Yorgidis’in Rumca olduğunu iddia ettiği Anadolu ufuklarında mı sönüyor?
Ey millet! Ey altı yüz senelik çarşafa bürünmüş, beş bin senelik açık alınlı Türk kadını! O beş bin senelik gelenekleri, bugünkü subayların kumandası altına verdiğin evlatlarına, beşiklerinde iken şarkılarla anlattın mı? O şarkılarınla onlarda bir karakter yarattın mı?”

Atamızın bu sorusunu yanıtlamayı kendime en büyük görev bildim ve yazdığım “Büyük Türk Ruhunun Dirilişi” isimli destanda o beşbin senelik Türk geleneklerini yavrularımıza gerek düz yazı, gerekse de şarkı sözleriyle anlattım.

Destandaki düz yazılara bir örnek:

“Dünya tarihinde KUT (Devlet Aklı) en son bu topraklarda, Mustafa Kemal’de görülmüştür.
O’nun beyninin normal bir beyin olmadığına, içinde Tengri’yi taşıyan bir beyin olduğuna, sadece Türk Dünyası değil, tüm Acun tanıktır.
Yobazlarca çok kıskanılmasının nedeni de budur, IŞIKLI bir beyne sahip olmasıdır.
Pekiyi, Mustafa Kemal’in Eril ve Dişil Güce erişmiş, içinde yanan bir ateş (Güneş) olan normal üstü beyni nasıl bir beyindir?
Tanıyalım;
Bir beyin, çevresiyle bağlantısı doruğa yaklaştığı ölçüde kemal şuuruna (bilinmeyi diledim!) yuva olur ve o beyin kesinlikle çevresini de kemale erdirir.
O’na Kemal ismi verilmesi tesadüf değildir.
Çünkü O, beyinden yoksun bir çevreye MABEYİN olmak yüceliğine erişmiştir.
O’nun beyni omurilik ve lenfler kanalıyla en düşük molekül yapılarına kadar tüm beden ile ilişki kurabilen, en üstün hücre sistemine sahip bir beyindir.
Kamil bir beyin bütün çevresini kucaklayıp Öz’de BİR eder.
Kamil beyin hem çevreden etkilenir, hem de çevresini etkiler.
“On yılda, her yaştan on beş milyon genç yaratmak” şu demektir:
O “Ana Beyin” sağken, tüm bireyler yeteneklerine göre O’nun eli, kolu, ayağı, gözü, dili, kulağı, ya da vücudunun hücreleri olmuştur.
Koca bir Yurt o kamil beyine vücut olduğu için Atatürk,
OĞUZ (en şerefli varlık) rütbesine varmış BİR BAŞBUĞDUR.
Öyle ki o kutlu devirde rüzgar bile denizi O’nun eliyle okşamış, dalgalar karayı O’nun dudaklarıyla öpmüş, kurda, kuşa, dağa, taşa, O’nun beyni hükmetmiştir:
“Bu gök, deniz, nerede var?
Nerede bu dağlar, taşlar? Bu ağaçlar, güzel kuşlar?
Güneş ufuktan şimdi doğar!
Yürüyelim arkadaşlar!
Sesimizi yer, gök, su dinlesin!
Sert adımlarla her yer inlesin!”
Tüm yurdu tesiri altına olan o Yüce Ruh; tıpkı, “Çırpınırdı Karadeniz bakıp Türk’ün Bayrağına!” örneğinde olduğu gibi, yurt sevgisi ile yazılan her eserde etkisini hissettirmiştir.
Yunus’un deyimiyle O; bu mülke SULTAN olmuş ve içinde bulunduğu vecd halini de “Ne mutlu TÜRKÜM diyene!” hikmetli sözü ile belleklere işlemiştir.
Aslında O, bu sözü aracılığıyla tüm Acun’a, kemale eren her Türk’ün çevresine BEY=BEYİN olabileceğini ilan etmiştir.
Çünkü ne zaman ki bir başbuğ gitmiştir, O gidince yalnızca o yurt değil, tüm bir Acun, tüm yurtlar ruhsuz, beyinsiz ve aşksız, IŞIKSIZ, karanlıkta kalmıştır.
“Alp Er Tunga öldü mü?
Isız acun kaldı mu?
Ödlek öçin aldı mu?
Emdi yürek yırtılur.”
İşte Atamız bu sırrı bize, Türk Gençliği’ne emanet etmiştir.”

Ayşe Işık Pehlivanoğlu

#büyüktürkruhu

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ayşe Işık Pehlivanoğlu
Yorum Yaz