Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-0.64
BIST 1,191
%0.37
Dolar 7.97
%0.61
Euro 9.45
%0.25
Altın 487.20
REKLAM

DAİMA HUKUKUN ve ADALETİN ve BU DEĞERLERİ SAMİMİYETLE SAVUNUP YAŞAYANLARIN YANINDA OLMAK

12 defa okundu kategorisinde, 08 Kas 2019 - 14:16 tarihinde yayınlandı

DAİMA HUKUKUN ve ADALETİN ve BU DEĞERLERİ SAMİMİYETLE SAVUNUP YAŞAYANLARIN YANINDA OLMAK
Mehmet Mutluoğlu

Ergenekon, Balyoz , Ay Işığı ve benzeri davalarda FETÖ terör örgütünün uydurma kasetleri ve belgeleriyle yıllarca hapiste yatanları, hayatlarını verenleri, şehit olanları görmeyip; hukuk devleti ve adaleti savunmayıp bu kumpasları kuranları alkışlayanlar adalet ve hukuk ortaya konması gerekirken kimileri bu davaların avukatlığını kimileri de savcılığını yaparken sesi çıkmayanlar!

O zaman biz Ergenekoncuları değil adalet ve hukuk devletini, gerçek demokrasiyi savunduğumuz için bizi Ergenekonculukla suçlayanlar
şimdi ne diye feryat ediyorsunuz?

Bilmiyor musunuz ki “Bu dünya etme bulma dünyasıdır.”

Ha biz o zaman da Ergenekon davalarının görüldüğü zaman da Türkiye bir gerçek hukuk ve adalet devleti olsun, gerçek demokrasi kurulsun diyorduk şimdi de aynısını diyoruz.

Adalet şaşmaz bir terazidir.
Ve hakkıyla tecelli etmiş bir adalet herkesin razı olacağı bir olaydır.
Zira “Şeriatın( kanunun, adaletin) kestiği parmak acımaz.” denmiştir.

Ama adaleti savunanlar, bunu bütün bir ömür boyunca hayatında yaşayarak gösterenler bu ülkede asla rağbet görememiştir; görmemiştir.

Niçin mi?
Zira bunca büyük haksızlıkları ve adaletsizlikleri alkışlamış, yıllarca bunların peşinden gitmiş insanların
kalpleri kararmış, gönül pınarları kurumuştur.
Bu tip insanların terazisi kaymış, ölçülerini kaybetmiş; hakkı ve adaleti savunma imkanı kalmamıştır.

Tek bir şartı vardır:
Günlerce gözyaşlarıyla gerçek anlamda bir nasuh tövbesi yaparlarsa ancak o zaman; hakkı, hukuku, adaleti savunabilirler ve bunları savunanların yanında yer alabilirler.

Hakkı, hukuku, adaleti gerçek anlamda savunanlar ve bunu bütün bir hayatları boyunca ortaya koyanların sahipsizliğinin ve yalnızlığının sebebini anlayabiliyor muyuz dostlar…

Ama “Bir musibet bin nasihattan evladır.” diye ifade edilmiştir.

Dileyelim başa yeni musibetler gelmeden, yeni belalar gelmeden uyanalım.

Zira ne diyor büyük devlet adamı Nizamülmülk siyasetnamesinde:
“Mesele başa bela gelmeden önce tedbir alabilmektir.
Yangın çıktıktan sonra tedbir almaya kalkmak ancak ahmakların işidir.”

Dileyelim millet olarak uyanalım da Türkiye’yi gerçek, sürekli, yaygın ve milli bir demokrasiye kavuşturacak Türkiye’yi gerçek bir hukuk ve adalet devleti haline getirecek siyasi ekipleri bulalım onları,destekleyelim o iradeyi ortaya koyalım.

Samimiyetle arayanlar;bu iradeyi ortaya koyacak, böylesi bir ekip oluşturacak, varsa böylesi bir ekibi çok kolaylıkla bulacak ve destekleyecektir.

Ama kabul etmek gerekir ki böylesi bir dünyada ve ülkede bu ekibi çok yalnız ve cılız gibi göreceksiniz.
Asla unutmayalım ki gerçek demokrasiyi, gerçek hukuk ve adalet devletini savunanlar ve bütün bir hayatları boyunca; masaya, kasaya ve nisaya teslim olmayıp bunu göstermiş olanlar çok ama çok güçlüdür.

Konuya açıklık getirmesi bakımından değerli bir arkadaşımın şu veciz sözünü burada paylaşmak isterim:
“Suyu kimin bulandırdığını anlamak için balıkları kimin götürdüğüne bakınız.”(Mustafa Ertek)

Fetö terör örgütünün de bir zamanlar peşinden milyonlar gidiyordu.
Gazeteleri milyonlar satıyordu.
Yurtları, hastaneleri, dersaneleri ,okulları lebalep doluydu.
Şimdi yeller eser ol saltanatın yerinde.

Toplum mühendisliği ve akla hayale gelmedik manipülasyonlarla parlatılan ve şuursuz kitleleri peşinden sürükleyen hareketlere, liderlere, başkanlara çok da itibar etmeyelim değerli dostlar.
Fikrinin çilesini çekenleri ve bu şekilde yalnızlığa mahkûm olanları; hakkı, hukuku, adaleti yaşayanları, savunanları bulalım.

Yazımızı ibret verici bir kıssa ile tamamlayalım:
Hazreti Süleyman derviş kılığında biri tarafından kanadı kırılan kuşa sorar:
“Senin kanadını kıracağını gördün de niçin kaçmadın?
Kanadı kırık kuş cevap verir:
“Ama onun üzerinde derviş hırkası vardı; asla zarar vermez diye düşündüm. Onun için bana yaklaştığı halde kaçmadım.”
Bunun üzerine Hazreti Süleyman kısas uygulayarak bu cürmü işleyenin kolunun kırılmasına hüküm vermeye kalkacak ki mağdur olan kuş:
“Hayır kolunu kırmayın;üzerindeki derviş hırkasını çıkarın. Zira beni o derviş hırkasıyla kandırdı.” der.

Bilvesile “Bir elime ayı bir elime güneşi verseniz ben davamdan vazgeçmem.” diyen, en mükemmel hukuk ve adalet devletini ve toplumunu gerçekleştiren,
Âlemlere rahmet; bir Şahid, Müjdeci ve Uyarıcı olarak Allah tarafından görevlendiren Allah’a ve kendisine yürekten inanana çok hasret olan; onlara son derece şefkatli ve merhameti olan sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (S.A.V) dünyaya teşrif ettiği Mevlid-i Nebi’nizi tebrik ederim

Mevlid Kandili’nin; alemler sultanı, en güzel örnek, son Peygamber ve Nebi Hz Muhammed (SAV)’i hakkıyla tanımamıza ve izlerini takip etmemize vesile olması dileklerimle; şahsınız, ülkemiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Yüce Rabb’imden niyaz ederim.‬

Selam ve muhabbetler….

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Mehmet Mutluoğlu
Yorum Yaz