DOLAR 9,51850.17%
EURO 11,0732-0.1%
ALTIN 546,230,20
BITCOIN 6014610,06%
İstanbul
16°

AÇIK

12:54

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

DÜNYA VE TÜRKİYE KONJONKTÜRÜ ÜZERİNDE BÍR JİMNASTİK

ABONE OL
28 Şubat 2021 17:05
0

BEĞENDİM

ABONE OL

DÜNYA VE TÜRKİYE KONJONKTÜRÜ ÜZERİNDE BÍR JİMNASTİK
Nurettin Dursun

1989 yılında Akdeniz’de Malta açıklarında bir gemi içerisinde Gorbaçov ve Bush arasında varılan uzlaşma, dünyanın gerçekten kaderini yani gidişatını kökten değiştirdi. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın geleceğini belirleyen antlaşma, Yalta Antlaşmasıdır. 1989 sonrasında ise dünyanın geleceğini belirleyen ve tayin eden antlaşma, Malta antlaşmasıdır.

Malta sonrasında dünya kökten değişti. Rusya’da komünist sistem çöktü. Varşova Paktı dağıldı. Doğu Almanya ve Doğu Avrupa özgürlüğüne kavuştu. Doğu Avrupa ülkeleri bir iç savaş çıkarmadan süper güçlerin vardıkları uzlaşmaya paralel özgürlüklerine kavuştular. Keza Balkanlar ve Kafkaslar yine aynı şekilde bağımsızlıklarına kavuştular. Hiç kimsenin beklemediği bir anda dünyada köklü değişikliklerin zuhur etmesi çok şaşırtıcı olmuştur. Dünya nereye doğru gidiyor diye bu tarihten sonra herkes düşünmeye başlamıştı.

Dünyanın çeşitli ülkelerinde meydana gelen köklü değişimleri anlamlandırabilmek için dünya kuvvet dengesinde meydana gelen ya da meydana gelmesi muhtemel gelişmeleri dikkate almadan izah etmek mümkün değildir. Strateji ilmi konusunda az çok bilgi sahibi olanlar çok iyi bilirler ki süper güçler tek başına dünyayı idare etmeleri mümkün değildir. Kendilerine yakın ve menfaatlerinin uzlaştığı güçlerle ittifak yapmak zorundadırlar. Aksi takdirde çıkarları tehlikeye düşebilir.

Dünyada meydana gelen bu köklü değişimler ister istemez ülkemizi de etkiledi. Komünist sistem çökünce ülkemiz üzerindeki baskı ve tehditler de dağıldı. Özgürlük bağlamında nefes almamızı sağladı. Bu gelişme ve değişimlerin hemen arkasından 1991 yılında üç partinin yani Refah, MHP ve IDP’nin katıldığı üçlü ittifak gerçekleşti. Dünyada esen özgürlük rüzgarı hemen ülkemizde de etkisini gösterdi ve buna bağlı olarak üçlü ittifak hatırı sayılır bir oy aldı. Bugünkü iktidarın alt yapısı bu ittifak sayesinde oluştu. 1991 ittifakı olmadan bugünkü iktidarın varlık göstermesi mümkün değildi.

Peki 1989’da dünyada meydana gelen köklü değişimin arkasındaki esas düşünce nedir? Çin’in Batı dünyasına karşı sağladığı harika gelişmeler ister istemez başta ABD olmak üzere Batı dünyasını düşündürmeye başladı. Avrupa Birliği de ABD için yıkılması gereken bir birlikti. Çünkü Avrupa Birliği, ABD’nin dünya hakimiyetine karşı kurulan bir birliktir. Çin’in ve Avrupa Birliği’nin dünyanın petrol ve enerji kaynaklarından uzaklaştırılması ABD’nin dünya hakimiyetini sürdürmesi bakımından ciddi bir ihtiyaçtır. Çünkü dünya hakimiyeti, petrol ve enerji kaynaklarına hakim olmaktan geçiyor.

Bunu sağlamanın tek bir alternatifi var. Yeni Osmanlı ve buna bağlı olarak Hilafet parlamentosunu kurarak Çini kuzeyden Türk ülkeleri ile güneyden de diğer İslam ülkeleri ile kuşatarak önünü kesmektir. Bu birlik aynı zamanda Avrupa’yı da Ortadoğu’dan uzaklaştıracaktır. Dikkat ederseniz bu değişimden sonra Türkiye Balkanlar’a, Afrika’ya, Ortadoğu’ya ve Türk dünyasına yerleşmeye başladı. Bunlar kendiliğinden meydana gelen değişimler değildi şüphesiz. Dünya konjonktüründen haberi olmayanların bu köklü değişimleri anlaması ve anlamlandırması mümkün değildir.

1989 sonrası dindar partilerin önündeki engellerin kalkması, bunların kitle partileri haline gelerek liberal ve sol partilerin karşısında üstünlük kazanmalarının arkasındaki esas sebep, dünya konjonktüründe meydana gelen köklü değişimin bir yansıması idi. Yani liberal ve sol partilerin toz duman olmasının temelinde dünya konjonktüründe meydana gelen köklü değişim yatmaktadır.

Ortadoğu’daki değişimleri sağlayacak motor güç Türkiye’dir. Görünen odur ki Türkiye’de Yeni Osmanlı ve Hilafet Parlamentosu kurulacaktır. İslam dünyasının, Türk dünyasının entegrasyonu Hilafet parlamentosu vasıtası ile sağlanacaktır. Anlaşılan odur ki bundan sonra gidişat bu doğrultuda olacaktır. Müesses nizamın eğilimi de bu doğrultudadır. Liberal partiler tarih olmuştur. Sol partilerin zaten Türkiye’de iktidar olma şansları yoktur. Son yıllarda solun giderek parçalanma sürecine girmesi de bunun delilidir. Türkiye’de iktidar olma şansı yukarıda belirtilen değişimlere ayak uyduran partilerin olacaktır.

Sonuç olarak Türkiye’de siyasette ciddi bir değişim beklenmektedir. Bu değişime ayak uyduranlar yaşayacak, diğerleri de siyaset sahnesinden çekileceklerdir. Bir başka ifade ile istikbal; Cumhuriyet’in kuruluş temellerinin, 1400 yıllık İslam tecrübesinin ve 5000 yıllık Türk tarihinin sentezini yapan partilerin olacaktır. Íşinize gelirse alırsınız, işinize gelmezse çöp sepetine atarsınız.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.