Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-0.03
BIST 1,144
%0.54
Dolar 8.13
%0.63
Euro 9.61
%0.70
Altın 497.92
REKLAM

Gurbetin Kitabını Yazdım-7 İLK GURBETÇİLER

24 defa okundu kategorisinde, 20 Eyl 2019 - 16:51 tarihinde yayınlandı

İLK GURBETÇİLER

Yeryüzünde ilk gurbete çıkanlar Ural Altay Kavimleri gibi gelir bana. Tarihçiler bu gurbete oniki bin ilâ kırk bin sene öncesinde bir tarih biçiyorlar. Kırk bin sene önce! Dile kolay! Doğu Asyalılar, o zamanlar kara yolu olan, iki kıta arasında köprü gibi uzanan, tundralarla kaplı Bering Boğazı’ndan yürüye yürüye adı konmamış Amerika’ya geçmeye başlamışlardı.
Köyün yaşlıları “Av azaldı buralarda” diyordu. “Yaşamak çetin olacak bundan böyle.”
Bir gün köyün en gözüpeklerinden bir kaç yiğit avlanmak üzere uzaklara gitmeye karar verdi. Yaşanacak tek yer burası değildi ya… Şu dağların ardında kimbilir ne ormanlar, otlaklar, hayvanlar vardı. “Kararımız karar!” dediler, civar köylere de haber saldılar. Onlara başka yiğitler katıldı. Bir sabah kalabalık bir kafile köyle vedalaşıp yola düzüldü. Arkalarından sular döküldü. Göç eden hayvan sürülerinin peşi sıra gittiler. Az gittiler, uz gittiler. Bir kıtadan başka bir kıtaya geçiyor olduklarını farketmeden gittiler. Gurbete ilk çıkan atalarımız onlar oldu.
İlk kafilenin ardından başka kafileler….
Altı ay bir güz mü desem, bir vakit sonra, gidenlerden bir grup kızakları av etleriyle dolu döndüler.
Sonra yine gittiler. Onlardan cesaret alan başkaları da yola koyuldu. Daha çok kişi gider oldu, daha uzağa gider oldu.
Kutsal günlerin arefelerinde Bering Köprüsü üzerinde trafiğin hızlandığını düşünüyorum. Çoğunluk Asya istikametinde olmak üzere, çocuklar keyifli, anne-babalar heyecanlı, yanlarında hediye hayvanlar, tütün yaprakları, ananaslar, patatesler, mısırlar… Sonra, Baykal Gölü’nün kuzeyinde bir köy… Çadırlarda telâş… Ateşler yakılmış, av etleri çevriliyor. Sepetlerde yeni toplanmış böğürtlenler… Şamanlar yolcuların sâlimen gelmesi için duaya oturmuş. Kadınlar bayırlardan topladıkları otlarla tütsü yapmakta. Ortalıkta baygın kokular. Kızlar kök boyalar sürünmüş. Kara Koca’nın, Bozca Bey’in oğulları, gelinleri, torunları geliyor!
Hiç gelmeyen, bir gidip pir giden oğullar, kızlar, torunlar da çok olmuştur. Yol gözünde büyüyenler… Ya da ilk seneler gelip sonraları vazgeçenler… Zira araştırmalar, adı konmamış Amerika kıtasına ilk geçen Asyalıların atı henüz tanımadıklarını gösteriyor. Yolculuk yayan yapılıyordu, zahmetliydi. Orta Asyalı atalarımızın atı ehlileştirmeleri yolcuların öte yana geçişinden çok sonra olmuştu.
Anavatandan, gurbete gitmiş evlâtlarının yanına misafirliğe gelen yaşlılar da olur muydu acaba? Gelip de, “Oğul, bu diyar çok uzak. Dön gel, kalma bu yaban ellerde…” diyen analar? Hele ilk zamanlar…. Uğurlayanlar ve giden ilk nesil henüz hayattayken….Anaların bu sözü karşısında boyun büken oğullar: “Ana, hay koca ana! Doğduğumuz yer değil ama doyduğumuz yerdir burası. Hem o kadar da uzak değildir.”
Ne kadar uzakta olduklarının farkındadır oğul. Ama çıkmıştır bir kere köyünden, kopmuştur obasından, bir düzen kurmuştur burada, silip atmak kolay mıdır? Anasının boynunu bükmek de istemez… Öyledir işte! Gurbete giden ilk nesiller daima iki arada, bir derededir.

Dönmek, mümkün mü artık
Dönmek, onca yollardan sonra
Yeniden yollara düşmek.
Neresi sıla bize,
Neresi gurbet,
Yollar bize memleket..*

türküsünü belki de ilk onlar söylemiştir.

Zaten seyrek yapılan bu ziyaretler gitgide büsbütün seyrekleşti.
Derken, Kuzey Amerika’nın buzulları erimeye başladı. Dünya çağ değiştiriyordu. Bering Köprüsü sular altında kaldı. Anavatanla aradaki yol kapanmıştı. Ural-Altay Dağları denizin öte yanında kalmıştı. Yürüye yürüye geldikleri anavatan şimdi “karadan yolu olmayan yer” olmuştu. Gurbetçiler yeni ülkenin yerlileriydi artık. Gurbet “vatan” oldu. Zaten ilk nesil, ikinci nesil çoktan toprağa karışmıştı. Artık ne o tarafta bekleyen vardı, ne bu tarafta özleyen….

Ve sonunda dünya ancak bir arpa boyu yol gitmiştir. Hikâye hep aynı hikâyedir!

———–
*Murathan Mungan

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Ayşe G. Tunceroğlu
Yorum Yaz