Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-1.02
BIST 1,329
%-0.74
Dolar 7.81
%-0.39
Euro 9.35
%-1.86
Altın 449.55
REKLAM

HİBRİT SAVAŞ TÜRKLER VE YHUDİLER

434 defa okundu kategorisinde, 12 Kas 2020 - 19:14 tarihinde yayınlandı

HİBRİT SAVAŞ

TÜRKLER VE YHUDİLER

Hacı Ali Özdemir

Yahudilerin Türk dünyası ile ilişkileri, sürgün dönemlerinde göç eden Yahudilerin gittikleri ülkelerin şehirlerinde kalmaları ile oluşmuştur. Büyük İskender’in doğu seferleri sırasında savaştankaçıp batıya göç eden Yahudiler Anadolu’nun bazı şehirlerine deyerleşmişlerdir. Daha eski çağlarda, Yahudiler, MÖ. 325 te İzmir, MÖ. 312’de Antalya, MÖ. 300’de Efes, MÖ. 280’de Dinar, MÖ. 130’da Bergama bölgelerine yerleşmişler. Bunun dışında Bursa, Edremit, İstanbul, Eskişehir, Mersin, Antep, Urfa, Adana, Konya, Diyarbakır gibi bölgelerde de Yahudi ailelerinin bulunduğu görülmüştür. Yahudi aileleri göç ettikleri toplum ile birleşik yaşamışlar; dillerini, örf ve adetlerini öğrenerek uyum sağlamışlardır. Yahudilerin başka din ve kültürleri kabul edip, yaşamaları onların asıl Yahudiliklerine bir zararı yoktur. Yahudilik bir inanç ve fikir olgusundan öte, ırk ve soyun Yahudi asıllıolması esas alınmaktadır. Yahudiler yaşadıkları yerlerde çok iyi gizlenerek özellikle ticaretle meşgul olmuşlardır. Yahudiler ticarette birbirilerini gözeterek daima yardımlaşmışlardır. Yahudi olmayanlara ticari anlamda yardım etmezler. Yahudiler paralarını daima altın olarak biriktirmişler, gayrimenkule yatırım yapmamışlardır. Göç esnasında altın olan bütün servetlerini taşımak suretiyle zenginliklerini yanlarında götürmektedirler.

Yahudi kaynaklarına göre Nuh’un gemisi Ağrı dağının tepesinde kaldı. Nuh’un üç oğlundan Sami’nin soyu olarak kavimleşen Yahudiler Ağrı’dan tüm Anadolu’ya dağılmışlardır (Yeni Ahit). MÖ. 4 üncü yüzyılda başta Manisa olmak üzere ege bölgesine yerleşmiş oldukları, Efes ve Konya’da Sinagogların olduğu tespit edilmiştir. Anadolu’da yaşayan ilk Yahudiler özellikle Bizans dönemlerinde mutlu bir hayat sürdürmüşlerdir.Kendi dini ve geleneksel yaşamlarını hürriyet içinde tatbik etmişlerdir. Yahudilerin Anadolu bölgelerinde mutlu yaşamaları, herhangi bir uzlaşmazlık olmaması nedeni ile hala Yahudilerin bilinmeyen yönleri tarihçiler tarafından araştırılmaktadır.

Yahudilik din olarak bağımsız bir inanç sistemi değil, ırka dayalı bir inanç sistemidir. Yahudi soyundan olmayanlar Yahudilik dinini kabul etmiş ve hayatını Yahudi inanç ve geleneklerine uygun yaşasa bile Yahudi olamıyorlar. Yahudi soyundan olmayanların Yahudi dinini kabul etmeleri Yahudi olmak için geçerli değildir. Buna rağmen tarihte Yahudi soyundan olmadıkları halde birçok milletler, kavimler Yahudi dinini benimsemişlerdir. MS. VI. Yüzyılda Güneydoğu Anadolu ile Güneybatı İran ve Kuzey Irak bölgelerinde yaşayan Türk soyundan Kürtçe konuşan kabileler Yahudi dinini kabul etmişlerdir. Dağıstan Türkleri ve Azerbaycan’ın kuzeyindeki Türk boyları Yahudi dinine tabi olmuşlardır. Türk kavimleri genel olarak Tevrat Yahudiliğini benimsemişlerdir. Talmudist Yahudiliğini sadece Kırımda yaşayan ve sayıları 3000 civarında olan Kırımçakların kabul ettikleri bilinir.  

İSLAM VE HAZARLAR

Hazarlar Göktürklerin Açina Soyundan gelen kavimdir. Hazarlar kavim olarak, Gürcü kaynaklarına göre orta Asya’dan Karadeniz’in kuzeyine Milattan Önceki devirlerde gelmişlerdir. Hazarların göç ettikleri tarih kesin olarak bilinmemektedir. Hazar kavminin M.S. 2. Yüzyılın başlarında Ermenistan bölgesine seferler yaptıkları görülmüştür. 198 yılında Basiller ile birlikte Ermenistan’a saldırmışlardır. Daha sonra 4. Yüzyılda Sasaniler’le ittifak halinde Ermenistan’a seferler yapılmıştır. Fakat Sasani devleti tek başına Ermenistanı ele geçirmiş. Sasaniler sınırlarını genişletmek üzere komşuları üzerinde hâkimiyet kurmak isteyince Hazarlar Bizanslılarla birlikte hareket etmeye başlamışlardır. Bizans imparatoru Julian Hazar Hakanılığı ile beraber Ermenistanda bulunan Sasanilere 363 yılında sefer düzenlemişlerdir. Bunun üzerine Sasaniler Kafkasyada bulunan diğer kavimlerle anlaşarak Hazarlara karşı savaşmışlardır.

434 yılında Hun İmparatorluğunun başına Atilla geçmiştir. Hazarlar Hun İmparatorluğuna sığınarak hayatlarını sürdürmüşlerdir. Atillanın ölümünden sonra Hazarlar bağımsız devlet olarak yaşamaya başlamışlardır. Sasaniler üzerine seferler yapmaya devam eden Hazarlara karşı Sasaniler Bizans’tan yardım almak zorunda kalmışlardır. Hazar Hakanlığı Devleti MS. 558 yılında Göktürk imparatorluğuna bağlı olarak güçlü bir devlet olmuşlardır. Bu tarihten sonra Sasaniler ile savaşlar devam etmiştir.

Göktürk İmparatorluğuna bağlı olarak yaşayan Hazarlar 630 yılında bağımsız bir devlet olmuşlardır. 576 yılında Kırımdaki Kerç Kalesi Göktürklerin eline geçmesiyle Hazarlar’ın yerleşimi Karadeniz kıyılarına kadar genişlemiştir. 642 yılında Hazarlar ile İslam orduları ilk defa karşılaşmışlardır. Halife Hz. Ömer zamanında İslam orduları Bab al abvab (Derbent) şehrini fethetmiştir (651). İslam orduları başkent Belencer’e kadar ilerlemişti.  

652 yılında, Hz. Osman zamanında Selman B.Rebia komutasındaki İslam ordusu Belencer’e kadar ilerledi. Bu savaşta Hazarlar galip geldi ve Selman B.Rebia şehit oldu. Fakat Belencer’i başkent olmaktan çıkarıp, başkentlerini Aşağı İdil’e taşımışlardır.  

656 yılında Halife Hz. Osman’ın şehit edilmesi ile Müslüman Arap dünyası siyasi karışıklıklara girmiştir. Halife Hz. Ali zamanında meydana gelen krizlerden istifade eden Hazarlar Arrani bölgesine kadar ilerlemişlerdi. Hazar İslam savaşları sınır boylarında yaklaşık yarım asır boyu devam etmiştir.

Hazarlar ile Müslümanlar arasındaki savaşlar VII. Yüzyıl sonlarına doğru azaldı. İslam orduları daha çok savunmada kaldılar. Abbasilerden Halife Memun zamanında Hazarlar İslama davet edilmişlerdir. Hazar Hakanının İslamı kabul ettiği anlatılır.İslam’ın hazar hakanlığında resmen kabul edilmesi, ülkede islamın yayılmasına neden olmuştur. Kısa zamanda onbinlerce Hıristiyan ve Yahudi Müslüman olmuştur.

Hazarlarla Müslümanların savaşlarında zaman zaman Hazarlar üstün başarılar elde etmişlerdir. Emevi devleti ile Halife Muaviye zamanında yapılan savaşta Hazarlar başarılı olmuşlardır. 731 yılında üstün bir başarı kazanan Hazarlar Ermenistan Valisi Cerrah’ı öldürdüler. Bu savaşta Hazar ordusu Musul’a kadar ilerlemişti. İslam ordularının başında bulunan Sait El Hareşi Hazar ordularını püskürterek Ermenistanda yeniden hâkimiyetkurdu. 732 yılında Mervan Bin Muhammed Azerbaycan ve Ermenistan’a vali tayin edildi. Bundan sonra Semender ile birkaç Hazar şehri İslam Ordularınca ele geçirildi. Hazar Hakanı Müslümanlığı kabul ederek barış imzaladı. Başkent İdil’de ikislüman fakih insanlara Müslümanlığı öğretecekti. Ancak Hazar Hakanı islamdan eski dinine dönünce islamın yayılması zayıflamıştır. 763 ten sonra Yapılan barış anlaşmaları ile Hazarlar ile mücadele eski hızını kaybetmiştir.

Halife Harun Reşid zamanında kumandan Yezid Hazarları Azerbaycan’dan çıkararak hakimiyet sağlamıştı. Böylece Güney Kafkasya tamamen Müslümanların eline geçmiş ve Hazar mücadelesi sona ermişti.

YAHUDİLİK VE HAZARLAR

Hazar toplumunda bütün dinler yaygın olarak kabul görmüştür. Türklerde, Gök Tanrı Dini, Maniheizm, Nasturilik, Budizm, Karaim Museviliği, Ortadoks Hıristiyanlığı ve İslam dini tarih boyunca kabul edilen dini inançlardır. Hazar imparatorluğu yerleşik bir Türk kavminin adı değildir. Türkologların tespitine göre Hazar hanlığı muhtelif etnik grupların ve kabilelerin meydana getirdiği siyasi bir birliktir. Tıpkı Sovyetler Birliği, ya da Osmanlı imparatorluğu gibi devletleşmiş bir gruptur. Yahudilik Hazar halkının doğrudan kabul ettiği bir din değildir. Devletin resmi dini olarak kabul edilen ve üst sınıfın benimsediği Yahudilik dinidir.

Kıpçak Türklerinden olan Karaimlerin ayrı bir lehçeleri ve inançları vardır. Karay Türkleri, Karay kelimesinin çoğulu olarak ifade edilen, İbranice “Karaim” adıyla tanımlanmıştır. Karaimler Museviliğin Talmudik inanışını kabul etmeyen Karay mezhebini benimsemişlerdir. IX. Yüzyılın ilk yarısında Hazar Yahudileri Karaim adıyla anılmıştır. Karay, sözlü ifadeleri kabul etmeyip sadece Tevrat’ı okuyup kabul edenlere verilen isimdir. Karay Türklerinin bazıları Karay Türklüğünü milli bir duygu olarak kabul etmektedirler. Karay Türklüğü Yahudiliğin bir mezhebi, veya Yahudi kavmi olarak kabul edilmemektedir. Karay Yahudileri Museviliğe inanırlar ve Talmudik Yahudiliğe karşıdırlar. Talmudist Yahudilerin bütün hayatları Talmut kitabına göre düzenlenmektedir.

Asıl dinleri Gök Tanrı Dini olan Hazarlar Türk törelerineuygun olarak tabiat güçlerine saygı gösterirlerdi. Gök Tanrı Dininden sonra Hazarlar Hıristiyanlık ile tanışmışlardır. 8. Yüzyıla girerken Azerbaycan ve Güney Kafkasya’da Müslüman Arap ordularının ilerlemesi ile Hıristiyanlaştırma faaliyetleri durmuştur. Bizans’ta Yahudilere uygulanan baskıların sonucu olarak Mezopotamya, Özbekistan (Harezm)  gibi ticaret bölgelerine Yahudiler göç etmekteydi. Göçlerde Hazar Hakanlığının adil yönetim biçimi ve dini hürriyetler etkili olmuştur. Yahudilik ve Müslümanlık ticaret merkezlerinden başlayarak yayılmaktaydı. Müslümanların hâkim oldukları VIII. Yüzyılda Yahudiliği kabul edenlere “aneyi” (sözlü geleneğe karşı olan) denilmekteydi. Akşam uyumadan, sabah uyanana kadar, gece ve gündüz ile mevsimlerin sıralanması, bayramlar, Tanrı ile alakalı, insanların, ailelerin, toplumların yaşam tarzı ve münasebetleri Talmut’ta yer almaktadır. Talmut, her Yahudinin hayatını saran ahlaki, hukuki ve dini yasa kitabıdır. Yahudi mezhebi Sadukilerin kabul ettikleri Karaim dini, Karay, Karai, Karaimu, gibi adlarla da anılmaktadır. Karaim ya da Karay kelimesinin manası okuyucu Yahudileri ifade eder.      

Eski Türk boylarının dini inançları Gök Tangri dini olup, İslamiyet ile tanışmadan önce Musevi dinini kendilerine daha yakın bulmuşlardır. Devlet olarak Hazar ve Karay Türk devletleri Yahudi dinini kabul etmişlerdir. Hazar Hakanının Yahudiliği kabul edişi 861 yılına rastlamaktadır.

Hazarların Yahudiliği niçin kabul ettikleri bilinmemektedir. Ancak daha önceki dönemlerde Doğu Avrupa’da Musevi topluluklarının yaşadığı bilinmektedir. Museviliğin yayılması için hakanlar herhangi bir müdahalede bulunmamışlardır. Halk arasında din seçmek serbestti. Yahudi dini Yahudi soyuna bağlı olduğundan Yahudanın 12 oğlunun soyuna bağlı 12 Yahudi kabilesinin mezhebi bulunmaktadır. Hazar Türklerinin Yahudiliği kabul etmelerini Yahudi Yazar Arthur Kostler 13. Kabile uydurmasını ortaya atarak, Türkleri Yahudi soyuna dahil etmeye kalkışmıştır. Doğu kökenli Aşkenazi Yahudiliğinin 13. Yahudi kabilesi olduğu iddiasıyla Hazar Türk kavimlerinin Yahudi olduğunu ispatlamaya çalışmıştır. Hazar Türkleri meselesinde Karay Türkleri konusu, Yahudiliği kabul eden Türk kabilesineverilen isim olmuştur. Karaim kelimesi İbraniceden alınmadır. Kitab-ı Mukaddes’te (Eski Ahit) “okuyan” karşılığı olarak ifade edilmektedir.  

Kırımdaki Karaimlerin sosyal hayatları kendilerine özgü Yahudi geleneklerini taşımaktadır. Kendi aralarında evlenerek, dini inançlarını, örf ve adetlerini, dillerini, geleneklerini tarihin asırlar sonrasına kadar yaşattılar. 20. Yüzyıla gelindiğinde Karaimlerin dağıldığı gözlenmektedir. 1941-1944 Alman Nazi yönetimi krizinden, Yahudi Kırımçakların yanında en az etkilenen topluluk olmuşlardır. Bu başarının Karaim Din Kurulu Başkanı Haham Hacı Saray’a ait olduğu söylenir. Nazi yetkilileri ile temasa geçen Haham, Karaimlerin bir Türk boyu olduklarını, sadece Yahudi dinini kabul ettiklerine inandırmayı başarmıştır. Savaş anında Kırım Tatarları yurtlarından sürgüne gönderilirken, Karaimler Kırım, Leningrat, Moskova gibi yerleşim yerlerinde kalmışlardır.

Karaim inancının gelişmesinde İslamın büyük rolü olmuştur. Özellikle Hanefi mezhebinin görüşleri ile dogmatik-felsefe-müetekellimler ile geliştirilen dini yapı Tevrat ile çatışmayan unsurları barındıran bazı gelenekleri de kabul etmişlerdir. İslam dininin ritüel-kanuni iki temel unsuru, icma ve kıyas ile hadis bilimi öğretisinin kabul edildiği görülmektedir. İbadette kutsal yerlere ayakkabısız girilmesi, dua yerlerinin temiz tutulması gibi Müslümanların uyguladıkları kurallar benimsenmiştir. Müslümanların okudukları hutbe, dualar arasına alınmış Halife’nin adı anılarak kutsal yerler, Kudüs, Mekke, Medine duada yer almıştır. Tek tanrı inancı ile, Tanrının Hz. Musa’nın peygamber ruhu ile birleştiğine inanan Karaim dini; Hz. İsa’yı ve Hz. Muhammed’i peygamber olarak kabul edip, dualarında yer vermekteydiler. Karay Türklerinin Yahudi geleneklerine bağlanmadan farklı bir mezhep oluşturmuşlardır. Karaim Yahudiliği yalnızca Hazar Hakanlığında görülen farklı bir Yahudi mezhebi olmuştur.  (Devam Edecek)    15.06.2020

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Hacı Ali ÖZDEMİR
Yorum Yaz