Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0.12
BIST 1,112
%0.12
Dolar 7.56
%0.09
Euro 8.96
%0.47
Altın 473.93
REKLAM

İNSAN BAŞIBOŞ BIRAKILACAĞINI MI SANIYOR?

9 defa okundu kategorisinde, 13 Tem 2019 - 15:25 tarihinde yayınlandı

İNSAN BAŞIBOŞ BIRAKILACAĞINI MI SANIYOR?
Mahmut Akyol

“26-HAYIR! Ne zaman ki can boğaza dayanır, 27-“Doktor yok mu?” diye bağrışılır, 28-Ayrılık vaktinin geldiği anlaşılır, 29-El ayak birbirine dolanır, 30-İşte o zaman kişi Rabbine gittiğini anlar. 31-Gel gör ki ne söze inandı, ne yöneldi, 32-Bilakis yalan dedi, sırt çevirdi, 33-Hep kibirlendi; tarafı, etrafı kendine yeter sandı, 34-Yazıklar olsun böylesine, 35-Yazıklar olsun! 36-İNSAN başıboş bırakılacağını mı sanıyor? 37-O akıtılan bir meni damlası değil miydi? 38-Sonra bir pıhtı oldu, Allah yarattı, şekil verdi. 39-Ve ondan erkek ve dişi iki eş var etti. 40-Öyleyse düşünün! Bunu yapan ölüleri diriltemez mi? (Kıyamet Suresi 26/40)

Bu ayetler, kulun hayatını özetler…

Ayetleri başa almamın sebebi şudur:

7-“Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah çok güçlüdür, çok bilgedir.” (Fetih Suresi)

Güç ve kudret itibariyle:

“O, bölünmez bir bütündür!”

Yani Allah, “Vahid” dir. Bu konuda en büyük delil “Tevhid” suresidir.

“Tevhid” üzerinde düşünen bir Müslüman, bu sonuca rahatlıkla ulaşır.

Yaratılışta, yaratılışın devamında ve yaratılışı sona erdirmede, Allah’ın hiçbir ortağı yoktur. Allah’ın adına iş yapacak başka bir kuvveti yoktur. Allah, kendi adına hiçbir şey/güç görevlendirmemiştir.

Yazının ana teması budur. Baştan okuyun, sondan okuyun, nereden okursanız okuyun “TEVHİD” kavramının aslı bundan ibarettir!

Yukarıdaki ayetlerde bahsedilen meselelerden birini “VEFAT” olayını ele alalım.

Görülecektir ki, “vefat/ölüm” olayı insanoğlunun baskın gerçeğidir. Bu gerçek takva sahipleri için, (yani hayatın, doğanın, toplumun yapısın bozmayanlar) için mutluluk ve rahatlıktır. Değilse; “vefat/ölüm” suçlular için mutsuzluk ve işkence içinde kalmaktır.

Demek ki “vefat ” olayı, Allah’ın insanlara, ölecekleri ana kadar ve ondan sonra yaşayacaklarını haber vereceği bir süreç olacaktır.

Lakin unutulmasın ki, her kul kendi asrından sorumludur. Kul kulundan hoşnut ve razı olursa Allah, ikisinden de razı olur. O Allah ki, mülkün sahibidir. Yaratan, yaşatan, koruyandır. Sevgi ve merhameti sonsuz olandır. Kulunu özgür bırakandır. Kaderini eline tutuşturandır.

Kader önceden yazılmamıştır, oldukça yazılan şeydir, “Şae” bu demektir.

Yazılanları gönüllerle buluşturan O’dur… O, gönülleri genişleten, sıkandır. Sevdiği kullarını iyi, güzel ve doğru işlerle buluşturandır. Zehri şifa, şifayı zehir edendir.

Kulun sosyal sorunları da şunlardır:

Kulun önünde sorunları küme kümedir. Elinde çözeceği aletleri vardır. Fakat bu aletlerin metodunu bilmediğinden, ya da bildiklerini yanlış bildiğinden sorunlarını bir türlü çözemez.

İmanın ve inkârın karakteri insanoğlu için hiç değişmez. Kur’an’da Şirkin temsilcisi sembol isimler, Kıyamet Gününe kadar yaşayacaklardır. Şimdilerde kıtalar arası dolaşmakta, Adaleti, eşitliği, özgülüğü bozmakta, yeryüzünü fitne ve fesada düşürmektedirler.

Kıyamet Suresinin son ayeti ilginç bir şekilde bitiyor. “Bunu yapan ölüleri diriltemez mi?”

Yani, ölü toprağa, serpilmiş tohumları yeniden dirilten Allah, mezarlarda yatan ölüleri diriltemez mi? Denmek istenir!

Toplumlarda adalet ve eşitlik dirilişle olur.

Ayrıca toplumlara ve insana “ölüm, afet ve kıyamet” ansızın gelir. O vakit toplum ve insan her zaman hazırlıklı olmak zorundadır. Hazırlıklı olmayan fert ve toplum, kendilerine yazık etmiş olur…

“Vefat” konusunda iki hususa dikkat çekilmektedir:

1-Vefat ettiren mutlak surette Allah’tır.

Buna uygun şekilde Allah, şu ayetlerde vefat olayını açıklar. (Maide/117, Yunus/46, Ra’d/40, Mü’min/77, Zümer/42, En’am/60, Yunus/104, Nahl/70, Al-i Imran/193, A’raf/126, Yusuf/101)

2- Vefat ettiren mutlak surette Allah’tır.

Bazı ayetlerde ise vefatı elçileri veya melekleriyle gerçekleştirdiğini bildirir. (Nisa/97, En’am/61, Muhammed/27, Nahl/28, 32, Enfal/50, Secde/11, A’raf/37)

Aslında karanlıklardan aydınlığa, aydınlıktan karanlığa çıkaran Allah’ın kendisi olmasına rağmen, Rabbimiz bu eylemi, (vefatı) kinayeden mülhem meleklere, elçilere izafe eder. Bu isimlerde Allah’ın gücünün isimleridir.

Yukarıdaki ayeti yeniden okuyalım. 7-“Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah çok güçlüdür, çok bilgedir.” (Fetih Suresi). İşte tevhidi bu ayette arayalım.

“Allah, iman edenlerin yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakınıdır; onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kâfirlere; Allah’ın ilâhlığını, rabliğini bilerek reddeden kimselere gelince; onların yardımcı, yol gösterici, koruyucu yakınları tâğûttur ki kendilerini aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Bunlar, cehennem ashabıdır. Onlar, orada sürekli kalıcıdırlar.” (Bakara/257)

Ölüm karşısında insanoğlu acizdir. Ölüm karşısında ağzından dökülecek kelimeler bir anda dona kalır, ne ileri ve ne de geri gider.

Ölüm karşısında, “Allah rahmet etsin!” sözünden başka söz yoktur.

“Ölülerin ruhlarını çekip alan Allah’tır” (Zümer/42)

Yani ölülerin ruhları Allah’ın kontrolündedir.

Yaptığım çalışmalar beni şu sonuca getirdi:

Bir ayeti tek olarak değil de, üstünü/altını, diğer Surelerde geliş şekilleriyle okuyup kavramak gerekir. O zaman görülecektir ki, ayetler birbirini açıklayacaktır..!

Cenâb-ı Hakk’ın “ol” demesinden maksat, eşyanın yaratılmasında İlâhî kudretin süratle nüfuz ettiğini göstermektir.”

Ölümün gelişi çarpıcı ve sarsıcıdır. Acısı yürekleri sızlatır, gözyaşı olarak dışımıza taşar… Ölüm sahneleri seyrederken başucunda “Yasinler” okunur, “zikirler” çekilir. Hâlbuki Fatır Suresi 22 ayette, “Sen asla ölülere bir şey duyuramazsın (işittiremezsin)” denmiştir.

Acaba; hiç gördünüz mü? “Zenginliğim bana yeter” diyenleri, ölüm karşısında ne kadar da aciz kaldılar… Uğruna ölüp durdukları mallarıyla tek bir nefes, bir tas su satın alamadılar… Mezarlar deşilip göğüsler açıldığında, “ah ben ne yapmışım, Rabbime karşı ne kadar da nankörlük etmişim” diye hayıflandılar… “Şimdi ben ne yapacağım” diye dövündüler…

O halde gelin; o soğuk ve karanlık çukura girmezden önce, insanın elleri ve ayakları birbirine dolaşmadan önce, yoksulla ve yetimle lokmamızı paylaşalım. Ebu Cehil, Ebu Leheb gibi tepeden mazlumlara bakmayalım. Adil olalım. Eşit yaratıldığımızı unutmayalım.

Kibrimiz, Hırsımız ve Hasedimiz bizi birbirimize düşman yapmasın!

Kibrin, Hırsın ve Hasedin sembol ismi Ebu Cehil, Allah Resulünün elini silkip atarak, “Sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun. Sen de, Rabbin de bana bir şey yapamazsınız” diyerek, Hz. Nebinin yanından ayrılmış, kendi adamlarının yanına gitmişti.

Güya marifet yaptığını sanmıştır. Halbuki Ebu Cehil, bir cahildi!

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Mahmut AKYOL
Yorum Yaz