Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0.03
BIST 1,408
%0.63
Dolar 8.06
%0.69
Euro 9.67
%1.34
Altın 460.38
REKLAM

İYİ İNSANLAR FASON DAVALAR

137 defa okundu kategorisinde, 05 Şub 2021 - 23:21 tarihinde yayınlandı

İYİ İNSANLAR FASON DAVALAR

 

HERKES İYİLİĞİ SEVER

 

Dünyanın en kötü insanları bile -tabi ki kendi insanımızdan bahsediyoruz- evinde yaşayan aile efradının,  çocuklarının iyi insan olmasını ister. Kendisi kötü işlerle uğraşsa bile evlatlarını, ailesinin kendi yanlışlarından uzak tutmaya çalıştığını görüp şahit olmuşsunuzdur.

İnsan ile meşgul olan, insana dönük faaliyet yapmak derdinde olan herkes iyi insan yetiştirmeye kendini adadığını iddia edenler, cemaatler, tarikatlar biliriz. Hepsinin bir tek hedefi vardır iyi insan yetiştirmek. Çünkü yükselmenin, yücelmenin, gelişmenin yolu ne yaptığını bilen iyi insanlar yetiştirmekle olur. İyi eğitim almış insanlarla olur.

Kendini işine adamış insanlar olmadığı sürece başarı nerede ise imkânsız gibidir. “Taşıma suyla değirmen dönmez.” Özlenen, istenen kendini işine adamış insanlardır. Onun için işçi arayanlardan tutunda her konuda insanlar, düzgün eğitilmiş insan talep etmektedirler. Öğretmen mesela, evladınızı teslim edeceğiniz öğretmenin nasıl bir öğretmen olmasını isterdiniz? İş yerinizin kasasını veya deposunu teslim edeceğiniz insan nasıl birisi olmalı? Kızınızı vereceğiniz damadın, kızınızın evleneceği delikanlının nasıl biri olması gönlünüzü ferahlatırdı?

Şimdilerde iyi insan yetiştirmek derdinde olan insanların pek çoğu da iyi insandan çalıp çırpmayan ve itaat eden insan tiplemesini anlıyorlar. “Ben iyi insan yetiştireyim ve topluma göndereyim de ne olursa olsun” diyenlerde cabası! Şeyhinin her sözünü keramet bilen insanların idaresi ne kadar kolay olurdu? Her istediğinizi yapan, her istediğiniz yere oy atan ve her kazandığını sizin ayaklarınıza döken insan tiplemesi de (!) Bazı kesimlerde aranan insan tiplemesi bu değil mi?

İnsanlar, iyi insan yetiştirelim; abdestini alıp, namazını kılan inancının gereklerini yapan ama kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayan, kendince doğruları olan ama muhakeme yeteneğini kaybetmiş zararsız insan tiplemesi! İnsanlar gerçekten iyi olsun helal-harama dikkat etsin fakat yönetime, devlet idaresine talip olmasınlar. Bu nedenle devlet idaresine talip olan insanların çoğu istisnalar hariç istikbal ve ikbal peşinde olan insanlardan oluştu.

 

MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYLARI

 

Milletvekili seçimlerinde aday olanların hesaplarına bakarsanız; kiminin muradı işlerini büyütmek, kimin gayesi sahip olduğu makamlardan daha yüksek makamlara yükselmektir. “Önemli olan taraf olduğunu ortaya koymak! Sonrasında ise nasıl olsa işler konusunda önümüz açılır işler gelişir veya olmazdı nasıl olsa iyi bir makama geliriz.” Bu düşünceye sahip insanların ellerindeki imkânları hedeflerine varmada israf derecesinde reklamlar yaparak harcamaktan çekinmezler. Çok zamanda mevcut sistem içersinde hedeflerine varırlar.

İyi insanlar; “Ucunda haram var. Caminin mumunu yiyen kedinin gözleri kör olur” mantığı ile devlete talip olmazlar. İyi insanlar kıyıda köşede oturup, memleketin ahvalinin iyi olması için dua ederken; hesabı olanlar hedeflerine bir adım daha yaklaşırlar. Lüzum olduğunda vitrin süsü olarak vitrine konan iyi insanlara asla bir yetki ve söz hakkı verilmez. Ancak vitrine konulan iyi insanlar yine kendileri gibi iyi insanların oyunu alabilmek için aday yapılır, aday gösterilir ve hedefe ulaşılmasından sonrada ilk fırsatta tasfiye edilirler.

 

İYİLİK İZAFİ BİR KAVRAM

 

Toplumun her kesiminde, her katmanda ve her yerde iyi insanların yetişmesi için gayret sarf eden insanlar; elbette faydası olan iyi insanlar yetiştirmektedirler. Bunca verilen emeklerle çok bilgili, ahlakı güzel insanlar yetişmektedir. Gerçekten insan yetiştirmenin ne kadar zor ve zahmetli bir iş olduğunu bilenlerdeniz elbette! Bunca cemaat, bunca tarikat, bunca eğitim veren sivil toplum kuruluşları insan yetiştirmek için emek ve gayretini eksik etmez. Bütün kurumların hizmetinde ve kurumlarda sayılamayacak kadar, birilerine göre iyi insanlar yetişmektedir ve yetişmiştir. Buna rağmen ülkenin işleri iyi gitmiyor. Ekonomi dibe vurmuş, rüşvet iddiaları herkesi hayrete düşürecek kadar çok, İsraf almış başını gitmiş! Peki, bunca iyi insan, neden ülkemizin ve milletin sorunlarını çözmüyor çözemiyor?

Devletin, STK’ların ve cemaatlerin bu kadar iyi insan yetiştirmek için çabaladığı ülkede neden yeni icatlar buluşlar olmaz? Neden ihracat tavan yapmaz? Neden fakir fukara bunca yardım kuruluşlarına rağmen pazarlardan artık sebze, meyve toplamakta, neden yoksulluk çekmektedir? Mesela neden üniversitelerimiz bu kadar iyi insana rağmen bilim üretmez? Neden Dünyadaki ilk 100 üniversite içinde bir tek üniversitemiz yok? Üniversitelerimiz neden halktan kopuk?

Ülkemizde binlerce kişi adının başında profesör sıfatı taşımakta sözüm ona onbirlerce bilim adamımız var. Bu insanların ürettikleri bilim niye bizi her noktada yükseltip yüceltmez? Bilim adamlarımızın yazdıkları kitapların dipnotlarında neden hep filan batı üniversitesinin, filan ülke üniversitesinin isimleri bulunur. Veya başka bilim adamlarının isimleri yazılır. Elbette istisnalar kaideyi bozmaz azda olsa bilim üreten bilim adamlarımız vardır. Bunlar devede kulak bile olamaz. Bizim bilim adamlarımızın bu kadar unvanları ne işe yarar?

Bu kadar iyi insanın, bu kadar vatanını seven insanın, hizmet ehli olan insanın olduğu yerde ne yazık ki sonuç budur. Peki, bunun sebebi ne olabilir? Ne oluyor da herkesin iyi insanlar yetiştirmek için çabaladığı bu ortamda nerede ise hayatımız yanlışlar üzerine oturuyor? Evet, herkes kendine iyi insan yetiştiriyor. Tornadan yanlış çıkan gerçek iyilerin sesi ise ne acı ki duyulmuyor.

 

NEREDE YANLIŞ YAPIYORUZ?

 

En büyük eksikliğimiz, insanımız eğitilirken gerek devletin eğitim kurumlarında ve gerekse STK eğitim birimlerinde, kurumlarda insanlara misyon yüklenmiyor. En azından doğru bir misyon (hedef) yüklenmiyor. İnsanlar imitasyon hareketler ile gerçek vatansever milleti yükseltip güçlendirecek insanları ayırt edemiyor. Genellikle imitasyonların janjanlığına aldanıp onların peşinden yuvarlanıp gidiyor.

Ben iyi insan yetiştireyim ama tercihi ne olursa olsun demek ben parayı basıp tedavüle çıkarıyım ama kim kullanırsa ve ne maksatla harcanırsa harcansın demek gibi bir anlayış sahibi olduğumuzu gösterir. Parayı kullanan kimse silah alıp birini mi öldürecek, elindeki parayı meyhanede, umumhanede mi harcayacak? Birinin ekmeğine mani mi olacak milletin düşmanı bölücü ve hain örgütlere mi harcayacak bilebilir miyiz? Hâlbuki parayı verdiğimiz kişinin elindeki değeri en iyi şekilde nasıl kullanacağını öğretmemiz gerekir.

 

İYİ İNSANLAR DESTEK Mİ PAYANDA MI?

 

Yetiştirdiğiniz insanlar kimi destekliyor, kimlerle beraber; bizim iyi insanlarımız kimlerin yanlışlarına payanda veya doğrusuna destek oluyor. Veya hangi iyiliğin varlık sebebi?  Hangi yanlışların yapılmasına imkân sağlıyor. Veya neden birlikte bulundukları insanların yanlışlarına engel olmuyor, hayır demiyor itiraz etmiyorlar? Fason, imitasyon hareketlerin peşinden iki dünyalarını da ziyan ediyorlar? Bunun bir tek nedeni var. Eğitilen insanımıza öğretilen güzel şeylerle birlikte yanlış değerlendirme ölçüleri vermemiz; bir görev, misyon yüklemediğimizdendir. Gerçekten insanımızın eline bir miyar, ölçü vermiş olsaydık olayları değerlendirecek, tavır, davranış ve hareketlerin analizini yapacak ve duracağı, destek olacağı ve hizmet edeceği mecrayı doğru bir şekilde kendisi karar verebilecekti. Birileri onun adına yanlış ve doğruya karar vermeyecekti. Bu gün ne acı ki birileri inancına sahip çıktığını düşünerek yanlışların peşinden ziyan olup gitmektedir. Acı olanda budur.

 

Mustafa GÖKTEKİN

 

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Mustafa GÖKTEKİN
Yorum Yaz