Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-3.88
BIST 1,144
%1.45
Dolar 8.08
%1.16
Euro 9.56
%1.61
Altın 495.06
REKLAM

KİM KİME BORÇLU?

12 defa okundu , kategorisinde, 26 Tem 2019 - 00:41 tarihinde yayınlandı

KİM KİME BORÇLU?

Fahrettin Dağlı

Kendilerini AKP iktidarlarına karşı borçlu hisseden kesimler var. Ne yazık ki bu kesimler bir türlü diyet borcunu ödeyemediler!

Kim bunlar?

Bunlardan birinci sırayı başörtülü kadınlar teşkil ediyor. Ak Parti hükümetleri döneminde, gerek eğitim kurumlarında eğitim hizmeti alma hakkı ve gerekse kamu kurum ve kuruluşlarında çalışma hakkı ellerinden alınanlar bu haklarını elde ettiler. Şimdi bu bir türlü ödenemeyen diyet borcu üzerinde duralım. Bir soruyla başlayalım; Başörtülü kesim mi Ak Parti iktidarlarına borçlu, yoksa Ak Parti hükümetleri mi iktidarlarını başörtülülere borçlular? Bu soruya Müslüman bir zihinle cevap arayalım.

porno indir

porno seyret

porno izle

Başörtülüler 28 Şubat sürecinde nasıl bir mücadele verdiler ve karşılığı ne oldu? Evet, üniversite kapılarında eğitim özgürlükleri ellerinden alınan öğrencilerin zorba ve zalim yöneticilere karşı verdikleri mücadelenin hem ma’şeri vicdanda ve hem de Allah’ın mübarek saydığı kul haklarının / insan haklarının çiğnenmesi anlamında Allah nezdinde de bir karşılığı vardır. Toplumun büyük kesimi yapılan bu zulmü tepkiyle karşıladı ve zamanın hükümetlerine karşı da kin ve nefret beslediler. Yapılan muamele, Allah’ın hoşuna gitmeyen bir uygulama olduğu için toplumsal olarak ekonomik, sosyal ve kültürel bir tükenişi hep birlikte yaşadık. Kendini ekonomik krizle gösteren musibet mevcut hükümetin ortakları olan partileri sıfırladığı gibi ‘bin yıl sürecek’ iddiasında oldukları 28 Şubat süreci de bir anda alaşağı edildi. Ve netice de 2002 Kasımında Ak Parti’nin iktidara giden yolları açıldı. Muhtar bile olamaz diye iddia edilen Sn. Recep Tayyip Erdoğan Başbakan oldu.

Şimdi tekrar soruyorum; Kim kime borçlu?

Başörtülü kadınlar ve onların haklarını savunan insan hakları örgütlerinin kararlı mücadelesi sonuç getirdi. Mazlumların, mağdurların insan hakları mücadelesi Allah’ın ‘cihat’ olarak tavsif ettiği mübarek bir mücadele olduğu için yine Allah’ın inayet ve yardımı ile kazanıldı. Ve muhtemeldir ki Allah, ‘bin yıl sürecek’ denilen bir zulüm sistemini bir yıl içerisinde yerle yeksan etti. Hadi bakalım, Allah için söyleyin kim kime borçlu?

Şimdiye gelelim; iktidarlarını mazlumların mücadelesi ve gözyaşlarına borçlu olan Ak Parti iktidarı döneminde, o gün o mücadeleyi veren kadınların çocukları dinden uzaklaşıyor; kız çocukları başörtülerini çıkarıyorlar. Bu da işin başka bir veçhesi…

Şimdi gelelim ikinci kesime; Kimine göre İslamcı, kimine göre dindar diye tavsif edilen kesimin kendilerini Ak Parti iktidarlarına karşı borçlu hissetmeleri… Temel argümanları ne? Belli başlıları; siyasi ve bürokratik makamlarda kendilerinden insanların istihdam edilmeleri; çoluk çocuklarının kamuda iş bulmaları; dindarların(!) kamunun ekonomik imkanlarından yararlandırılması (zenginleşmeleri) ve birinci sebepte izah ettiğimiz ‘başörtü’ meselesi…

Evet aynı soruyu burada da soralım; Kim kime borçlu? Türkiye’de dindar kesimin farklı mücadele yöntemleriyle kendilerine dayatılmaya, giydirilmeye çalışılan hayat tasavvuruna karşı verdikleri bir yüz yıllık mücadele var. Büyük insani dramlar yaşanmış. Yaklaşık 50 yıllık bir aktif siyasal mücadele var. Bu uğurda büyük fedakarlıklara katlanan isimsiz kahramanlar ordusu var. Bu uğurda maddi ve manevi anlamda yaşanmış kutlu bir mücadele var (insan hakları anlamında verilen her mücadele kutlu bir mücadeledir). Ve 2002 yılında 50 yıllık bir mücadelenin semeresini, mirasını kullanarak iktidar olan bir Ak Parti var. Şimdi soruyu yine tekrarlıyorum; Kim kime borçlu? Zulümlere, eziyet ve işkencelere maruz kalınarak verilmiş bir mücadelenin sahipleri mi borçlu, yoksa o mirası tepe tepe kullanıp iktidara taşınıp dünyalıklarını, krallıklarını inşa edenler mi borçlu? Herhalde sorunun cevabı konusunda kimsenin şüphesi yoktur.

Peki, nedir bu bir türlü ödenmeyen diyet?

Mirasın üzerine kurdukları iktidarlarını, dün mahallenin mazlumlarının savundukları ‘hakkın ve adaletin’ emrine vermek yerine kendi iktidarlarını kavi kılmak, müntesiplerini zengin kılmak ve kendilerine hakkı ve adaleti hatırlatanları da mağdur etmek için kullandılar/kullanıyorlar. Dün nasıl genel olarak dindarlar ve daha özel de başörtülü kadınlar ‘herkes için adaleti’ savunurlarken bugün farklı mahallelerin mukimleri de aynı talebi Ak Parti iktidarlarına karşı seslendiriyorlar. Ancak ne yazık ki, o dönemdeki mazlum ve mağdur kadınların önemli bir kısmı da dahil olmak üzere o günün dindar mahalle mukimlerinin yine önemli bir kısmı da bugün ‘hak ve adalet’ talebinde bulunan insanlara karşı kör ve sağır durumdalar. İşte böyle durumlarda/zamanlarda Allah’ın o ayetini hatırlayıp hayıflanıyor insan;

“…O günler ki, biz onları insanlar arasında döndürür dururuz. (Bu da) Allah’ın sizden iman edenleri ayırt etmesi ve sizden şahitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.” (Ali İmran 140)

Gelin bu ayet üzerinde tefekkür melekelerimizi yoğunlaştıralım; dün iktidar kimin elindeydi ve kimler o iktidarın mazlumlarıydı ve bugün kimler iktidar ve kimler mazlum? İşte böyle bir dairenin oyuncuları/aktörleri olarak varlıkta ve yoklukta nerede durduğumuzu muhasebe edelim? Doğru sonuçlar için akli selim ve kalbi selime müracaat edelim.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Fahrettin DAĞLI
Yorum Yaz