Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%0.26
BIST 1,542
%0.28
Dolar 7.53
%-0.40
Euro 8.98
%0.22
Altın 411.29
REKLAM

MEHMET AKİF’İ BİR BAŞKA AÇIDAN DEĞERLENDİRMEK

37 defa okundu kategorisinde, 30 Ara 2019 - 14:00 tarihinde yayınlandı

MEHMET AKİF’İ BİR BAŞKA AÇIDAN DEĞERLENDİRMEK

Nurettin Dursun

27 Aralık İstiklal Marşı şairimiz rahmetli Mehmet Akif’in ölüm yıldönümüdür. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Rahmetli Mehmet Akif Türk değildir. O bir Arnavuttur. Onun Türk milletine sahip çıkışı Müslüman Türk milletinin insanlığa yaptığı hizmetten, Müslüman milletlerin can, mal ve namus güvenliklerinin sağlanmasında gösterdiği hassasiyetten dolayıdir.

Mehmet Akif, Kurtuluş Savaşı öncesinde Anadolu’nun teşkilatlanmasını sağlayarak topyekün mücadeleye sevk edilmesinde aktif rol üstlenen manevi öncülerimizdendir. Bu noktada milletçe kendisine minnet borcumuzun olduğunu hiçbir zaman unutmamalıyız.

Biz Mehmet Akif’in farklı bir yönüne dikkat çekmek istiyoruz: Mehmet Akif şair olmanın ötesinde büyük bir İslam alimidir. Bundan dolayıdır ki Gazi Mustafa Kemal tefsir ve Kur’an’ı tercüme etmek görevini kendisine vermek istemiştir. Mehmet Akif’in İslam Rönesansına işaret eden fevkalade güzel açıklamaları vardır. Bunların üzerinde özetle durmak isteriz.

Mehmet Akif, asırlarca Avrupa’yı uykuya yatıran Ortaçağ karanlığının temelinde yatan gerçeği çok iyi bilmektedir. Kilisenin Allah’ın gönderdiği din yerine Kilise papazlarının uydurduğu dinin afyon gibi Avrupalıları nasıl uyuttuğunun, beyinlerini nasıl uyuşturduğunun bilincindedir. Kilisenin uydurduğu din anlayışının tarikat ve cemaatler vasıtasıyla Müslüman milletlere de sirayet ettiğinin bilincindedir. Kur’an’a ters düşen din anlayışı düzeltilmediği sürece bilimin ve gelişmenin önündeki engellerin kaldırılmasının mümkün olamayacağını çok iyi bilmektedir.

Mehmet Akif’in değişik şiirlerinden yaptığımız alıntılarda özet olarak şöyle diyor:

İnmemiştir hele Kur’an, bunu hakkıyla bilin,
Ne mezarlıkta okunmak, ne de fal bakmak için!

Çalış dedikçe şeriat, çalışmadın durdun,
Onun hesabına birçok hurafe uydurdun,
Sonunda bir de tevekkül sokuşturup araya,
Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya!

Yıkıp Şeriat’i bambaşka bir bina kurduk;
Nebiye atf ile binlerce herze uydurduk!
Lisan-i Pak-i Nebi’den yalanlar uyduruyor: Sıkılmadan da sevap işledim deyip duruyor! Düşünmedin mi girerken Şeriatın kanına? Cinayetin kalacak zanneder misin yanına?

Kaç hakiki Müslüman gördümse: Hep makberdedir;
Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir!

Demek: İslam’ın ancak namı kalmış Müslümanlarda.

700 yıllık eserlerle bu dinin hala,
İhtiyacctını kabil mi telafi? Asla,
Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslamı.

Kısaca ve özetle Mehmet Akif, Allah’ın gönderdiği din yerine uydurulan dinin Müslümanların kafasında uyuşturucu niteliğinde olumsuz etki yaptığının farkındadır. Müslümanların beyinleri Kur’an’ın rehberliğinde aydınlatılmadığı, yanlış din anlayışının meydana getirdiği uyuşukluk giderilmediği sürece Müslümanların kendine gelmesi, emperyalist güçlerin Müslümanlar üzerinde estirdiği zulmün giderilmesi, kendilerine gelişmenin yolunun açılması mümkün değildir.

700 yıl öncesinde o günün şartlarında yapılan içtihatlarla günümüzün problemlerine çözüm getirilemeyeceğinin de farkındadır. Çünkü zaman ve şartlar değiştikçe yeni içtihatların yapılması gerekiyordu. İslam’ın bu dinamik yapısı maalesef kapatıldığı için İçtihat Müessesesi işletilemedi. Sadece geçmişin tekrarı yapıldı.

Geçmişin tekrarı ihtiyaçlara cevap vermediği için bu sefer de körü körüne Batı’yı taklit etme yoluna gidildi. İşte medeniyetimizi tıkanma noktasına getiren uygulama budur. Rahmetli Mehmet Akif yukarıdaki şiirlerinde bu duruma dikkat çekmektedir.

Biz de Mehmet Akif’i bir başka şekilde değerlendirmek istedik. Umarım faydalı olmuştur.

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Nurettin DURSUN
Yorum Yaz