Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-0.64
BIST 1,191
%0.37
Dolar 7.97
%0.61
Euro 9.45
%0.25
Altın 487.20
REKLAM

MÜSLÜMAN KİŞİ, BAŞINA GELEN TÜM HADİSELERİ NEFSİNDE SORUŞTURUR

15 defa okundu kategorisinde, 04 Eki 2019 - 19:55 tarihinde yayınlandı

MÜSLÜMAN KİŞİ, BAŞINA GELEN TÜM HADİSELERİ NEFSİNDE SORUŞTURUR

Fahrettin Dağlı

Allah’a iman eden her mümin olup biten her şeyi Allah’tan bilip sebepleri konusunda nefsinde soruşturma başlatır; ‘Ne yaptım ki/ ne yaptık ki bunlar başıma/başımıza geliyor?

Bugün derin insani/sosyal ve ekonomik krizleri yaşıyoruz. Toplumun arasındaki nizalaşmalar, kamplaşmalar, ayrışmalar gün geçtikçe artıyor. Ekonomik anlamda sofralarımızdaki nimet/lokmalar azalıyor.

Allah, Kitabının Rad Suresinin 11. Ayetinde şöyle ifade buyuruyor: “…Hiç kuşkusuz bir toplumun bireyleri kendi iç dünyalarını değiştirmedikçe Allah o toplumun gidişatını (kendiliğinden) değiştirmez…”

Evet, insan iç durumunu değiştirmedikçe (olumlu veya olumsuz anlamda) Allah onların üzerindeki nimeti değiştirici değil. Demek ki, insanoğlu, kendi amelleri / eylemleri ve ahlaki duruşu konusunda kendi iradesiyle olumlu veya olumsuz manada yapacağı her türlü şey onun üzerindeki nimeti belirliyor. Bu nimeti sadece ekonomik olarak anlamamak lazım. Ekonomik olduğu gibi aynı zamanda sosyal nimetleri de (İman, seciye, ahlak, edep v.d.) kapsıyor. Olumsuz anlamda kendini ahlaki çöküntü, ekonomik kriz, sosyal çöküntü olarak gösterir. Eğer bir toplum başlarına gelen benzer musibetleri böyle okumuyorsa bu durum daha büyük musibetlere yol açar. Başına gelen belaları görmemek, hakikate gözlerini kapamak; nefsi sorgulama yapmamak o beladan daha büyük belayı getirir ki, onun altından kalkmak mümkün olmayabilir. Bir toplumun içinde biri görmezse, biri akletmezse, gören/akleden birisi ona haber verir, uyarır, ikaz eder ve yol gösterir. Tıpkı yolun kenarında trafiğin akışını bekleyen âma gibi… Gören birileri onu elinden tutar karşı tarafa geçirir. Ya bir toplumun tamamı hakikate karşı körleşmişse, onları bu hakikat köprüsünden kim geçirir? İşte bundan büyük bela / musibet mi olur?

Bakınız bu durumda Allah, en büyük mesuliyeti kime yüklüyor?

“Gerçek dindarların, din bilginlerinin ve fakihlerin (hukukçuların) akıllarını kullanarak onları herkesçe bilinen günahların sözcülüğünü, savunuculuğunu yapmaktan, yalan söylemekten ve köklerini kurutan ve insanî değer bırakmayan haramı, rüşveti yemekten men etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları düzenbazlıklar ne kötüdür.” (Maide:63)

Bu ayetin ne demek istediğini idrak ettikten sonra şu veciz söz ne kadar anlamlı hale geliyor; ‘Et kokarsa tuzlarlar; Ya tuz kokarsa?’ Ya toplumun alimleri/aydınları, din bilginleri, hukukçuları da bozulmuşsa; yoldan çıkmışlarsa toplumu kim uyaracak ve doğru yola davet edecek?

Gelin şimdi bu ayetlerin ışığında bugünümüzü sorgulayalım. Nefsimizden başlayarak toplumun genel halini sorgulayalım. Eğer bu sorgulamayı yapmayacak olursak bugün yaşadığımız bela ve musibetler daha da derinleşerek tsunamiye dönüşebilir –Allah Muhafaza-. Felaket tellalliği yapmıyorum. Kendimce, geliyorum diyen tehlikeyi haber veriyorum. Gün, particilik, pırtıcılık yapma zamanı değil. Elimizden nimetler akıp gidiyor. Hamaset yüklü dille bugüne kadar gerçekliğin üzerini örttük. Ama artık örtünecek durumu kalmadı. Her taraftan sökün edip geliyor. Eğer Maide 63’te işaret edilen insanlar uhdelerine düşen uyarı ve ikazları yapmayacak olurlarsa ve toplum Rad 11’de ifade buyrulan ruhi ve ahlaki tashihi yapmayacak olurlarsa korkarım ki, Allah’ın adaleti tecelli edecek ve bizler acı akıbeti yaşayacağız. Ne az aklederiz? Ne az düşünürüz?

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Fahrettin DAĞLI
Yorum Yaz