Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%-2.22
BIST 1,127
%0.31
Dolar 8.28
%0.10
Euro 9.67
%-0.17
Altın 497.68
REKLAM

UYUŞTURUCU, SİLAH VE ÖLEN NESİLLER…

16 defa okundu kategorisinde, 17 Eyl 2019 - 17:41 tarihinde yayınlandı

UYUŞTURUCU, SİLAH VE ÖLEN NESİLLER…

Mahmut Akyol

Bir toplumda oluşan bir olayın sonucunu görmek zaman ister. Ama bazı olaylar vardır ki, bağırarak gelir. Eğer kör, sağır ve vicdansız değilseniz bunları hemen görür, duyar ve anlarsınız.

Geçtiğimiz günlerde Narko-Timlerin ne maksatla kurulduğunu resmi ağızlardan duyduğum da içim yanmıştı. “Milletin evlatları ne hale gelmiş” demekten kendimi alamamıştım.

Bonzai” komasından bir tarafa yığılıp kalanları gördükçe, Eminelerin hazin sonuçları geliverdi aklıma. Kaygımın gün geçtikçe artmasının sebebi, Ülkenin uyuşturucu cenneti olması… Maazallah sokakların çalanlarla, kapıp kaçanlarla, yakıp yıkanlarla Texas’a dönmesi…

Gelişmiş Ülkelerin ürettikleri silahlar, diğerlerinin ürettikleri uyuşturucuyu adeta dengeliyor gibi…

Türkiye kaçakçılık cenneti…

Geçici olarak Başbakanlıkta çalıştığım yıllarda Gümrükte çalışmak için iş isteyenlerin sayısı oldukça fazla olurdu. Geçtiğimiz günlerde Cumhuriyet tarihinin en büyük operasyonlarından birinde yaklaşık 5 ton toz esrar ele geçirildi.

Buna sevinsem mi, üzülsem mi, bilmiyorum…

Bakın birileri bugünkü Kadın ve Erkeğin sıkıntısının kaynağı araştırıyor. Her kafadan bir ses… Kimisi ekonomi diyor, kimisi İslamsızlık…

Yeryüzü olaylarının savaş dâhil sebebi ekonomidir. Yani mülk meselesidir. Mesela 70 yıldır miras paylamış da dost kalmış insan görmedim. Âdem’in mirasını paylaşan evlatları da böyledir. Kavga, savaş, niza ve çekişmenin Habil ve Kabile kadar gider. Biri ekonomiyi temsil ederken, diğeri Hakkın yanında yer tutar.

Bunun küçültülmüş şeklide eşlerdir. Eğer eşler birbirini takdir etmez, birbiri için fedakârlık yapmaz, aile içi iletişimi kuramazlarsa, sevgi ve saygı ölür. Verilen sözler unutulur ve Hak ihlalleri peş peşe gelir.

Stres bir mikroptur, Eşlerin stresi çocuklara hemen sirayet eder. Ana/babası olsa bile çocuklar yalnızlığa mahkûm olur. Çünkü stresli bir ortamda büyüyen çocuklar, mutsuz olur. Mutsuz çocuklar toplumun temeline konulan dinamit gibidir. Bundandır ki, çocuklarımız ve kızlarımız ailelerinden kopukturlar…

Kim “helal/haram” tanımadan yaşarsa, o kimsenin karnı doymaz olur!

Özgüvenleri yok eden, masum vatandaşın lokmasına göz diken “Vahşi Kapitalizme” kim dur diyecek? Kanaatimce herkes kirli, sözünün fayda etmeyeceğini biliyor!

Ey Millet Evladı! Uyuşturuluyorsun! Uyutuluyorsun!

Bu millet, bu toprakları vatan yaparken, özgürlüğü ve bağımsızlığı kazanırken, bu bayrağı, bu Cumhuriyeti inşa ederken el birlikti…

Kapitalist Dünya Tanrı’yı kıyamete zorluyor! Armageddon savaşı dünyayı kurtarmak için değil, yok etmek için başlatılmak isteniyor. Liberal büyücü ve kâhinlerinin söylediklerinin tümü yalan! Hepsi afsun, hepsi büyü…

Türkü/Kürde, Arabı/Aceme, Şii’yi/Sünni’ye, sağcıyı/solcuya, laiki/ İslamcıya kırdırma politikaları düşmanın oyunundan ibaret!”

Uyan!

Bu oyuna sakın gelmeyesin!

Sözün namusu adına, insanlık vicdanı adına, kirletilen namuslar adına tükür asrın vicdanına!

Ey Türk Gençliği, Yusuf’un gençliğine dön! O gençlik ki, liberal yalanlardan daha gerçektir! Şayet gençliğini unuttuysan, Yusuf’tan sor! Çünkü Onun hayatı sensin!

Senin bir zamanlar emperyalizme, küfre, komünizme ve kapitalizme, zulme öfken vardı. Bir zamanlar Gencecik yürek tazeliğine aldırmadan, dünyaya kafa tutacak sevdan vardı. Şimdi bu sevdan ve bu öfken nereye gitti?

Ülkenin Aydınları, “Bu gidiş nereye?” diye neden hiç sormuyor, sesini neden hiç yükseltmiyor?

Artık gençlik amaçsız, gayesiz, hayalsiz… Dünyadan zevk almak, kariyer yapmak, kişisel başarı için ABD ve İngiltere yolarını arşınlıyor…

Ülkenin genç nüfusuna bu kodlar üzerinden ansiklopedik bilgi yüklenince, bencillik, çıkar ve menfaatçılık kaçınılmaz bir hal aldı. Böylece gençliği öldürülmüş bu milletin üzerine ölü toprağı serpilmiş oldu. Acaba Gençlik, yeniden Yusuf’un ruhuna döner mi? Gençlik, yeniden Kapitalizm’in büyüsünden kurtulur mu?

Bence çözüm; bu topraklardan çıkacak yerli ve milli irade de yatıyor!

Kanaatim odur ki, bu badirenin içinden ancak yeni bir gençlikle çıkılır… Zulmün yüzüne, sözün namusu ve insanlık vicdanı adına zalimin yüzüne tükürmek bu gençliğe nasip olur.

Yusuf’un hayatı, bir gençlik rüyasıdır. Gençliğe muhteşem bir örnektir. Her türlü yalan, dolan, entrikaya karşı zindandan verilen cevaptır. Yeni Yusuf’lar, Milletimize ve gençliğe yeni ufuklar açacaktır.

Yeter ki gömleğini arkadan çeken bir Züleyha olmasın!

Bakın Nur Suresi 31. Ayetinde ifade edilenlere:

“…Bakışlarınızı sakının, ırz ve namuslarınızı koruyun, görünmesi zaruri olan yerler dışında kalan kısımlarınızı cinsel cazibe adına sergilemeyin, açıp saçmayın, başörtüsünü omuzların üzerinden salın..!”

Ayet, “mümin” kadınlara hitaptır. Ayet, başı açıklığın yaygın olduğu bir topluma inmiş değildir. Değil kadınlar, erkeklerin bile başları örtülüydü.

Kur’an’da ki bu ayet kadınların ve erkeklerin başları örtülüydü de, o zaman ayetin esrarı ve hikmeti neydi? Mademki Kur’an, feodal ve ataerkil bir topluma gelmişti, mademki kadın, bazı haklardan mahrumdu. O zaman kadın açılmak suretiyle özgürlüğüne kavuşamaz mıydı?

Hayır, kastedilen bu değildi…

Burada ki kasıt, kadın ve erkeğin tahrik unsurlarını kapatmasıdır..!

Günümüzde başörtüsü meselesi, dini veya insan hakları konusu olmaktan çıkmıştır. Tamamen “Psikolojik” bir soruna dönüşmüştür. Bu yasağı uygulayanlar inadına hareket ediyorlar. “Yenildik” demeyi gururlarına yediremiyorlar.

Kanaatimce bu işin ölçüsü yaşayan hayattır.

İdeolojik yaklaşımlara veya o ideolojik önyargılara göre oluşturulmuş kanunlar değildir. Yani birisi nerede, hangi haklara sahipse, öteki de öyle olmalıdır. Çünkü kanun önünde birinin diğerine üstünlüğü yoktur.

Yine En’am suresinin 115. Ayetine bakmakta yarar vardır.

Sıdk “sadakat, sözü namus bilme, sözünde durma, sözü kendini bağlayan insan anlamındadır.”

Adalet de “herkesi hakkını tastamam vermek demektir.”

Kur’an bu iki kavramla insana hedefini gösterir. Yani sözü olanların ve adalete inananların sesini yükseltmesi gerekiyor. Hatta daha da yükseltmesi gerekiyor.

Şu an bakıyorum da İslam’ı, adaleti ve sadakati anlamayanları Allah iyi ki İslam devletini kurmayı nasip etmemiş. Yoksa Maazallah tipik bir Türk Talibanının ortaya çıkması kaçınılmaz olurdu.

Siyaset iman değildir.

İnsanın Allah tarafından bahşedilmiş üç temel fıtri özelliği vardır:

  • İnancı yani kalbi,
  • Düşüncesi yani beyni,
  • Alın teri yani emeği.

Bunların hiçbiri hiçbir şekilde baskı altına alınamaz! Aksi halde insanın varoluşuna müdahale olur. İnsanın alın terinin özgürleşmesi demek, emeğinin hakkını alması, emeği ile bir yerlere gelebilmesi demektir. Çünkü insan için emeğinden başkası yoktur.

Emeği olmayanın şahsiyeti de yoktur. Emek vererek elde ettiğin şey senindir. Kendinden yiyen helalinden yer, başkasından yiyende hırsızdır.

Sonuç:

Edep ve ahlaktan yoksun, tesettürü kavramaktan uzak, Yusuf’un hayatını unutan bir gençlikle, haram ve helalden uzak bu milletle yeniden bu vatan, bu bayrak, bu Cumhuriyet özgür ve bağımsız inşa edilebilir mi?

Doğrusu kuşkuluyum…

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Mahmut AKYOL
Yorum Yaz