Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
%1.06
BIST 1,205
%-0.50
Dolar 7.89
%0.07
Euro 9.30
%-0.17
Altın 483.76
REKLAM

VAHİYLE DOĞRULMAK

16 defa okundu kategorisinde, 08 Ağu 2019 - 10:58 tarihinde yayınlandı

VAHİYLE DOĞRULMAK 

Mahmut AKYOL

Bu dünyada Müslümanlar dertlidir. İnanan insanların işi zordur. Derdi ve zoru samimi olarak üstlenenler yok denecek kadar az…

Memleketin kötü idare edildiğini söyleyenler çok, fakat “politika, ekonomi, sanat, edebiyat ve sosyal” açıdan bilgi üretmekte insanlar kısır…

Yine de nankör olmamak lazım. Memleketimizde ve Müslüman Âlemde “kıyam” çiçekleri açmaya başlamıştır. Temennim o ki, Rabbim baharımızı yaza döndürür inşaAllah…

Dünya da mevcudiyetini korumaya çalışan 195 ülkeden biri olan “Türkiye”, 783.562 Km. kare üzerinde, 82 Milyon nüfusla varlık mücadelesi veriyor!

Abbasiler döneminde “Talas Savaşı” sonrası Türklerle Araplar arasındaki savaşlar sona ermiş ve İslamiyet Türkler arasında hızla yayılmıştır.

İslâm’ın Hidâyet Güneşi ile Karahan, Gazne, Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye aydınlanmıştır.

İslam’la tanıştıktan sonra Türk Milletinin adalet ve ahlak anlayışı gelişince adaletin kılıcı olmuşlar, dahası Âlemi Adaletle şenlendirmişlerdir.

Osmanlının doğuş ve bitiş yılları, her Devlet yapısında olduğu gibi sancılı olmuştur. Cumhuriyet’in temeline konulan yanlış bir taşın ve çatısına çakılan yanlış bir çivinin sancısı da içimizi hala acıtmaktadır.

Cumhuriyetin yapısında oluşan hasta veya ölü organları temizlemek bir zaruret iken, temizlenememiş, “Dış Düşman” oyunlarıyla birlikte hareket eden muhalefet, elimizi zayıflatmıştır.

Eli zayıf ve dinde muhafazakâr olan Millet, devletin özünü kavramakta güçlük çekmiş, bazı saikler sebebiyle kınlarında kılıçlar paslanmış, çareyi; Tasavvuf Halkalarında dönmekte bulmuşlardır.

Tefrika girmeden bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”

İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de gerçekten iman etmiş sayılmazsınız.” sözleri unutalı yıllar oldu. Düşman unutulmuş, Mülk meseleleri herkesi herkese düşman etmiş, ittifak ettiğimiz zaman güçlü, ihtilaf ettiğimiz zaman zayıf düşmüşüz.

Müslümanlar artık birbirini sevmiyor. Nerede ise birbirine selam bile vermeyen cemaat ve topluluklar olarak yaşıyor. Bugün sayıları onları bulan gerçekte “DİN ŞİRKETLERİNDEN” ibaret olan “DÜŞMAN TARAFINDAN FİNANSE EDİLEN“ sözde tasavvuf gruplarından söz ediyorum. Bu yapıların kıskacına düşenler, sadece hicran yaşamaktadırlar.

Doğum Kontrolü olmadığı halde nüfusunu artıramayan Osmanlı, Yeni Türkiye’ye döndüğünde, nüfusu her sene alabildiğince artıyor. Birileri nüfus artışını ülke büyümesi için bir ölçü gösterirken, bana göre büyüyen nüfus; asalak ve cahil bırakılırsa “MANKURT” oluyor.

İslam Dünyasının sorunları Endülüs’ün yıkılmasıyla başladı. Halifeliğin ortadan kaldırılmasıyla hız kazandı.

Saltanat Osmanlıda devletin Yönetim biçimiydi. Saltanat, söylenildiği gibi “Mutlak Monarşi” değildir. Toy (meclis), istişare, insanların “dünya/ahiret” dengesi uygunluğu sebebiyle “Şeyh-ül İslam” makamı vardır. Çünkü devlet halktan ayrı düşünülemezdi. Lakin insan dünyaya daldıkça dini unutuyor!

Bu sebeple Dini ve Devleti birlikte yönetmeye ve “VAHİYLE YENİDEN DOĞRULMAYA”  mecburiyetimiz vardır..!

İslam’ın, Kur’an’ı Kerim’in hedefi, insanların dünya ve ahiret dengesini kurmaktır.

Bu dengeyi temin için “Sevgi ve Merhameti Sonsuz Olan Allah’ın” ihsan ettiği kolaylıklara yönelmek lazım gelir. Bunun başında gelenler “Nebiler ve Kitaplar” dır.

İnsanın diğer varlıklardan ayrı olan kapasitesi (akıl-irade-fıtrat-vicdan) vardır. Bu kapasite sınırlı olmakla birlikte, Allah’ı tanıyacak, Ona kulluk edecek kadar yeterliliğe sahiptir.

Sevgi ve merhameti, sonsuz ve sınırsız olan Rabbimiz bizden, irtibatımızı Hakk ve adalet üzere inşa etmemizi, zorluklara el birlik göğüs germemizi ister. Kur’an’ı anlamakta ve yaşamakta çaba göstermemizi farz kılar.

Dünya ve ahiret dengesi; öldürme, çalma, yalan söyleme, zina etme, faiz yeme gibi kişiyi ve insanlığı bozan kötülükleri terk etmekle kurulur.

Allah’ın gücü yarattığı bütün nimetlerde ve eserlerde görülür, ancak Allah’ın zatı görünmez bir güçtür…

Allah, İhlas Suresiyle (dört ayet) insanı canı gönülden, ihlaslı (samimi-içten) olarak İmana, İslam’a inanmaya ve bağlanmaya çağırır. Sure, Allah’ı en kâmil manada anlatır, diğer yandan Kur’an’ın bütününe mündemiçtir.

SEVGİ VE MERHAMETİ SONSUZ ALLAH’IN ADIYLA

1- İLAN ET: Allah birdir!

2- Bölünmez bir bütündür!

3- Doğurmadı ve doğurulmadı

4- Hiçbir şey O’na denk olamaz!

Allah, “EHAD” dir. Bunun için İhlas Suresi, inanmak ve bağlanmak için en büyük delildir. “Tevhid Suresi” üzerinde ne kadar düşünülse yeridir. İnsanın Müslüman olmasının tek ön şartı, “İhlas Suresinin” içeriğine iman etmektir.

İnsan iman ettikten sonra şöyle demelidir:

Yaratılışta, yaratılışın devamında ve yaratılışı sona erdirmede, rızıklandırmada Allah’ın hiçbir ortağı yoktur. Allah’ın adına iş yapacak başka bir güç yoktur. Allah, kendi adına hiçbir şey/güç görevlendirmemiştir. İnsanlar ve âlem Allah’ın sevgi, merhamet ve adaletiyle yaşar!

TEVHİD” kavramının aslı budur!

Allah, görünen (İns) ve görünmeyen (Cin) mahlûkatın da yaratıcısıdır. Yarattığı kötülüğün (gücün) göklerde ki adı “İBLİS”, yerde ise “ŞEYTAN” dır. Yine Allah’ın Melekleri (Melekesi) insanoğluna iyi yönden gösterdiği gücüdür.

Bu bize Kur’an’ın kavramlarını  hayata yani “VAHİYLE DOĞRULMAYI”  zorunlu kılıyor..!

Allah, hayatı insana zıtlarla anlatır. İyi-Kötü, Zayıf-Kuvvetli, Gece-Gündüz, Sıcak-Soğuk gibi…

Bu zıtlardan olan “İyi-Kötü” kavramlar, insanın yeryüzünde yaptıkları ve yapacaklarıdır. İnsanın hesabı buralardan olacaktır. Sonuç olarak Allah, hal olarak insanın karşısına Cenneti ve ya Cehennemi çıkaracaktır.

O halde Ey İnsan:

  • Haksızlık kimden gelirse gelsin, mazlumdan yana ol, zalime karşı duruşunu göster!
  • İşin ehline verilmesi adalettir. Ehliyet ve liyakat adalettir. Adalet mülkün temelidir.
  • Irkçılık, Kabilecilik, İslamcılık, Mezhepçilik ve Tarikatçılık adaleti yıkan kavramlardır.
  • Allah’a, Resulüne ve kitaba çağıranların yanında dur.
  • Vahdet, istişare ve diriliş zemininde yürüyenlerle birlikte yürü…
  • Adalet, sevgi ve kardeşlik konusunda ciddi zaaflarımız var. Bizi birbirimize düşürmek isteyen Şeytani anlamda müfsit topluluklar var, uyanık ol..!
  • Ey İnsan bu ilkelere bağlı kalarak “VAHİYLE DOĞRULMAYA” çalış…

 

Haber Editörü : Tüm Yazıları
Mahmut AKYOL
Yorum Yaz